İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Çağrı Menteş İle Röportaj

Erkeğe en çok yakışan sıfattır “Baba Olmak”…

Baba olduktan sonra hayatımız biranda değişir belki de ama o bize heyecan ve mutluluk katar. Bazen kelimeler o kadar çok birikir ki bizler gibi o babalar da yazmaya ,duygularını dışa vurmaya başlar. GencBaba.com un kurucusu Çağrı bey de blogger baba olmuş ve çok güzel şeyler yapmaya da devam ediyor. Günümüz de maalesef blogger baba çok az ama yeni gelenleri gördükçe çok seviniyoruz, yalnız olmadığımızı, annelerin yanında bizlerin de bazı şeyler yapabildiğimizi gösteriyoruz belki de kendimizce.

Çağrı bey ile güzel bir söyleşi yaptık. Çocuklarımıza vereceğimiz ikinci bir dilin nasıl ve ne zaman başlanması gerektiği konusun da ,gençbaba.com un hikayesi ve oğlu Ali ile de neler yaptığını sorduk . Çağrı beye bizlerle olduğu ve sorularımızı en içten şekilde cevapladığı için teşekkür ediyoruz. Blogger babalara her zaman destek veriyoruz. Hadi bu güzel sohbetimize herkesi bekliyoruz…

Merhaba Çağrı bey kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz bizlere?

Merhaba, ben 25 yaşında, babalıktan büyük keyif alan bir babayım. Bir devlet üniversitesinde öğretim elemanı olarak çalışıyorum. Lisansım ve yüksek lisansım İngiliz Dili Eğitimi, ikinci üniversitem Türk Dili ve Edebiyatı. Özel ilgi alanlarım; çocuklarda dil gelişimi, ikinci dil öğrenimi ve eğitim teknolojileri.  1,5 yaşında  bir oğlumuz var. Eşim de hem İngilizce Öğretmeni hem ressam. Çocukları çok seviyoruz. Uzun zamandır da çeşitli konularda blog yazıyoruz. Eşimin karakalem.org adlı bir sitesi var. Ben de günümüz babaları için gencbaba.com’u başlatıyorum yavaş yavaş.

Bir oğlunuz var, daha çok küçük ama birlikte neler yapıyorsunuz?

Evet oğlum daha küçük ama ben doğduğu günden beri kendisiyle ilgilenmeye çalışıyorum. Oğlumdan önce de bütün bebek ve çocuklara ilgim olduğu için nasıl tutulur, ne yapılır biliyordum. Bu yüzden oğlumla aktivitelere erken başladık. Daha doğrusu ben aceleci davrandım. Hemen oyuncak arama girişimine başladım ama 0-6 aylık bebekler için uygun pek oyuncak bulamadım. Bu dönemde ve 6 aydan sonra aldığım oyuncaklarla da oğlum pek ilgilenmedi. Hepsine bir kere iki kere bakıp köşeye atıyordu. Onun ilgisini daha çok su şişeleri ve kablolar çekiyordu. 9 aydan sonra ise topları çok sevdi ilginç bir şekilde. Benim futbolla hiç ilgim yok ama oğlumun ilk sözcüklerinden biri “gol”. Büyük ihtimalle dedesinden kaynaklanıyor. 1 yaşından sonra parklara gitmeye başladık, parka gitmeyi, diğer çocuklarla beraber olmayı çok seviyor ve artık her türlü oyuncakla birlikte uzun uzun oynayabiliyoruz.

Ali’nin bebeklik dönemi nasıl geçti? Eşinize yardımlarınız oldu mu?

Ali’nin ilk bebeklik dönemi pek istediğim gibi geçmedi açıkçası. Hayatta her şey planladığımız gibi olmayabiliyor. Doğumdan iki hafta sonra eşim ciddi bir rahatsızlık geçirdi. Tedavisi ise 1 yıllık uzun bir dönemi kapsıyordu. Bu nedenle Ali’nin bakımını anneme devredip ben eşimle ilgilenmeye başladım. Çok yorucu ve manevi olarak yıpratıcı bir süreçti. Bu aksamadan dolayı Ali için önceden planladığım hatıra kaydı tutma, blog, dil ve ahlakî gelişim gibi bazı şeylere geç başlamak zorunda kaldım. Ben eşime elimden geldiğince yardımcı olduğumu düşünüyorum. Geceleri çocuğun bakımına destek olup, sabah işe uykusuz gidip, öğleden sonra hastane ziyareti, sonrasında ise ikinci işime gidiyordum. Böyle yorucu bir döngü vardı ve bundan kurtulamayacağımı düşünüyordum. Hepsi geride kaldı şükür.

Eşiniz de siz de yabancı dil öğretmenisiniz. Çocuklara yabancı dil ne zaman ve nasıl öğretilmelidir? Anne-babalara tavsiyeleriniz neler olacaktır?

Bu konuda uzmanların birbiriyle çelişen farklı görüşleri var. O yüzden ben size birkaç doğru ve örnek vereyim, bunlardan yola çıkarak aileler kararını kendisi versin.

-Bir öğrenme, bir de edinim olgusu var. Öğrenme bilinçlidir, edinme ise çaba sarf etmeden olur. Kimse bebekken ana dilini öğrenmek gibi bir çabaya girmez, kimse de öğretmez. Bu kendiliğinden edinilir. Bir dili edinmek için kritik dönem vardır ve bu dönem 10-13 yaş arasında son bulur. Bu yaştan sonra edinim değil öğrenme olur.

-Doğumdan sonra iki dili de ana dili gibi öğrenen insanlara çift dilli (bilingual) denir. Buna en güzel örnek annesi ve babası farklı dil konuşanlarla, ana vatanından başka ülkede büyüyen insanlardır. Almanya’daki Türkler gibi.

-Yaş ilerledikçe dil öğrenmek zorlaşır, daha çok çaba ister. Özellikle tam ve doğru telaffuzu sonradan öğrenmek nerdeyse mümkün olmamaktadır.

-Çift dile maruz kalan bebekler daha geç konuşabilir, ilk çocukluk döneminde bu dilleri karıştırabilir fakat büyüdüklerinde herhangi bir sorun yaşadıkları görülmemiştir aksine zihinsel olarak daha avantajlı oldukları saptanmıştır.

-10 yaşında bir kızın kimseden destek almadan, sadece İngilizce çizgi film izleyerek (altyazısız) 4 yılda ana dili gibi İngilizce öğrendiği görülmüştür. Üniversite tarafından yapılan incelemede telaffuz ve dilbigisi gibi ayrı alanlarda yüksek başarı göstermiştir.

Peki çocuklarına İngilizce veya başka bir ikinci dil öğrenmek isteyenler ne yapmalı? Birkaç seçenek düşünebilirsiniz. Eğer anne veya baba İngilizce biliyorsa; biri İngilizce biri Türkçe konuşabilir. Çalıştığım kurumdaki bir hoca kızıyla doğduğundan beri İngilizce konuşmuş, babası da Türkçe konuşmuş. Kızları şimdi 4 yaşında ve bizden iyi İngilizce konuşuyor. Böyle çok örnek var. Eğer anne veya baba İngilizce bilmiyorsa; böyle durumlarda, maddi durumu müsait aileler anadili İngilizce olan veya İngilizceyi iyi bilen bir bakıcı tercih ediyorlar. Bu yöntem de çok işe yarıyor. Her iki durum da söz konusu değilse; tavsiyem acele etmemeniz. Bazı forumlarda annelerin “okulda x yıl İngilizce gördüm, 3 yaşındaki kızıma / oğluma kelimeleri, renkleri vs öğretmeye başladım” tarzında paylaşımlar görüyorum. Böyle yaklaşımları kesinlikle tavsiye etmiyorum. Eğer ana dilinize yakın bilmiyorsanız kendiniz denemeyin. Yanlış öğretilen bir bilgiyi veya okunuşu düzeltmek gerçekten çok zor oluyor, yıllar sürebiliyor. Peki nasıl destek olabilirsiniz? Eğer çizgi film izletiyorsanız, arada yaşına uygun çizgi filmler izletebilirsiniz, şarkılar dinletebilirsiniz. Böylece kulak aşinalığı sağlarsınız. Daha sonra anaokuluna yazarken çift dilli veya sadece İngilizce eğitim veren bir anaokulu seçerseniz çok sağlam bir temel vermiş olursunuz.

İngilizce öğretmeni olarak biz ne yapıyoruz? Benim planım doğduğu andan itibaren birimizin İngilizce, diğerinin Türkçe konuşmasıydı. Fakat yukarıda bahsettiğim aksiliklerden ötürü bunu uygulayamadık. Ben de planımı değiştirdim. 1 yaşına kadar kulağının sadece anadiline alışmasına müsaade ettim. 1 yaşından sonra yaşına uygun hikaye kitapları aldım. Bu kitapların bir kısmı sesli kitaplar. Düğmesine basınca hikayeyi okuyor, gündüz Ali’ye annem bakarken bu kitapları kullanıyor. Akşam da annesi normal kitapları kendisi okuyor. Bunun dışında YouTube’dan yine yaşına uygun şarkılar dinletiyoruz. Çok hoşuna gidiyor. Bu şarkıları “nursery rhymes” veya “nursery songs” diye aratabilirsiniz. Şimdi neredeyse 1,5 yaşında ve bu ay İngilizce çizgi filme başladık. Yine YouTube’dan Pocoyo’nun İngilizce bölümlerini indirip CD’ye bastım. Böylece TV’den izleyebiliyoruz. Bilmeyenler için Pocoyo, Pepee’nin yabancı versiyonu. Görüntüler ve kullandığı dil çok net ve öğrenmek için çok uygun. Bunun dışında annesiyle ikimiz de ara sıra söylediğimiz bazı cümlelerin hemen ardından İngilizcesini söylüyoruz (anaokullarında kullanılan teknik). İngilizce cümleleri zamanla arttırmayı düşünüyoruz. Önümüzdeki yıl sonuçları paylaşırız. Yabancı dille ilgili GençBaba bloğumda da özel bir yazı hazırlayıp kaynak paylaşımı yapmayı düşünüyorum.

Kendi işinizi yaparken bir de güzel bir isim altında babalara yol gösteren bir siteniz var, gencbaba.com. Blog tutmaya nasıl karar verdiniz? GencBaba’nın farklı bir hikayesi var mı?

Yaklaşık 7 yıldır çok farklı konularda farklı bloglarda yazı yazıyordum zaten. Gezi ve eğitim bunların başında geliyor. Çocuk olduktan sonra bu konuda da bir blog oluşturmam beklenen bir şeydi. Biz de hamilelik döneminde araştırmalar yaparken bir çok anne bloğundan faydalandık ve bu konuda blog yazmanın ayrı bir keyfi olduğunu düşündüm. Sonrasında baba bloglarına bir göz atayım dedim. Maalesef çok bir sonuç çıkmadı. Açılan tek tük bloglar 1-2 içerikten sonra devam ettirilmemiş. Anneler kadar aktif ve faydalı bir paylaşım ortamı yok. Bu da durumun vahim olduğunu gösteriyor. GençBaba bu büyük boşluğu doldurmak için bir ihtiyaç aslında. Umarım bilinçli bir baba kitlesi takip eder ve katkıda bulunur. Her türlü yardıma açığım, bu baba bloğu da diğerleri gibi yarım kalmasın.

Baba olduktan sonra hayatınızda neler değişti?

Baba olduktan sonra hayatımda çok şey değişti. Öncelikle hayata bakış açınız değişiyor. Bir sorumluluk yükleniyor. Attığınız her adımı biraz daha düşünerek atıyorsunuz. Mesela Facebook’ta bir şey paylaşırken ilerde oğlum bunu görürse ne der acaba diye düşünüyorum. Verdiği yükün dışında aldıkları da var. Bunlardan en önemlisi stres. Dışarda bütün gün ne yapmış olursanız olun, eve geldiğinizde onun gülüşünü görünce her şey geride kalıyor. Hayatta önem verdiğiniz şeyler değişiyor, gözünüzde büyüttüğünüz bazı şeyler artık basit geliyor. Belki çocuğunuz olunca siz de biraz daha büyüyorsunuz.

En son olarak da 1Baba olarak neler söylemek istersiniz?

Bana kendimi anlatma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum öncelikle. Son sözümü de bir alıntıyla söylemek istiyorum; yazar ve psikolog Gündüz Vassaf Cehenneme Övgü adlı kitabında şöyle demiş: Çocuk sahibi olmamızın en temel nedeni, bunu yapma gücüne sahip olmamız tabii. O kadar maymun iştahlıyız ki, yapabileceğimiz ne varsa çoğunu yapmaya çalışıyoruz. Yapabildiğimiz için yapıyoruz, yapmayı seçtiğimiz ya da yapmaya karar verdiğimiz için değil. Sırf yapabiliyoruz diye çocuk yapmak olacak iş mi? Gerçekten de öyle. Hakkını vererek ilgilenemeyecek kimse çocuk yapmasın. Özellikle de babalar. Babalık sadece Pazar günleri part-time yapılan bir görev değildir. 2 yıl tek başına banyo yapamayan, televizyon izleyemeyen birçok anne duydum. Babalar da sorumluluklarının biraz daha farkında olmalı, bahanelerden sıyrılarak üzerine düşen görevi yapmalı.

Gencbaba.com

twitter.com/GencBabaCom

Bir yorum

Bir cevap yazın