İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Gülden Annenin Doğum Hikayesi

Hayatımıza giren ,bir anda değiştiren yavrularımızı kucağımıza aldığımız o anda dünyalar bizim olur. Onların buruşuk ellerini ayaklarını görebilmek belki de bazılarımız için mucize. Hayat bazen bizlere oyunlar oynayabiliyor ama her doğum hikayesi anlamlı ve çok güzel . Allah bütün isteyen kadınlara evlat sahibi olabilmeyi nasip etsin.

Bizlerle doğum hikayesi paylaşmak isteyen annelerimizin hikayelerini bekliyoruz .

merhaba@1baba1anne.com a mail atabilirsiniz.

Doğum hikayelerinizi bekliyoruz…

Doğum hikayesini öyle güzel ve içten anlatan 1Anne var ki bugün bizlerle ona çok teşekkür ediyoruz. Gülden Annenin doğum hikayesi sizlerle, hadi buyrun…

“Günlerden 12 Şubat 2007 idi; sabahın ilk ışıkları yine her zaman olduğu gibi camımızdan kalkmam gerektiğini hatırlatırcasına içeri girmişti. Uyku mahmurluğunda benim mi yoksa eşimin mi önce banyoya gireceğinin kavgasını uzun zamandır yapmaz olmuştuk. İyice ağırlaşan bedenim yapılması gereken her şeye önce benim başlamamın gerekliliğini ortaya çok iyi koyuyordu. Yavaşça kalktım, artık ayaklarımın üstüne basamıyordum, öyle şiş öyle tombuldular ki terliklerim ayağıma gelmiyordu. İşten gelir gelmez ayaklarımı uzatmazsam ağrıdan duramıyordum ve son iki hafta sonu dışarı çıkıp da yürüyecek halim dahi kalmamıştı. Banyoya girmiştim, su hangi koşulda olursam olayım hep iyi gelmiştir bana, kendime gelmiştim ve çıkar çıkmaz her zaman olduğu gibi geç kalmamak için eşimi banyoya girmesi için uyandırmıştım. Eşim acaba bu hafta da rapor alsak da işe bu haftadan mı gitmesen demişti, gerçekten durumum evden çıkmak için pek de müsait değildi ama o sabah önce okula sonra işe gitmem gerekiyordu, şimdi raporla falan yeniden uğraşmak istemiyordum nasıl olsa son haftam dı, dişimi biraz daha sıkabilirdim.

O banyoya girerken ben de kremlerimi sürmeye başlamıştım ve eşimi beklerken kremler kurusun diye yatağımıza uzandığımda kafamda şu tez bitse de okula gitmesem artık diye düşünürken sağ yanıma dönmüştüm ve işte o an dönmemle eşimi çağırmam bir olmuştu. Hayatımızın yeni bir döneminin başladığı ilk an o an olmuştu. Öyle şaşırmış durumdaydık ki ne yapacağımızı ne olduğunu anlamamıştık desem aslında eşime haksızlık etmiş olurdum zira kendisi olaya yeterince vakıftı. Allahtan gece içime doğmuşçasına saat 11 gibi bazı götürülecekleri eşimin aman daha çok var demesine aldırmadan yatağın üzerine çıkarmıştım. Hemen alacakları alıp doktorumuzu da arayıp vakit kaybetmeden hastanenin yolunu tutmuştuk. Evden çıkmadan üstümü giyerken eşimin çektiği fotoğraf aslında çok şey anlatıyordu ben o an orda değildim, çok şaşkındım.

Üzerimizdeki şaşkınlık daha doğrusu benim üzerimdeki şaşkınlık yerini neye bırakacaktı ilerleyen zamanda görecektim. Kafam çok karışıktı henüz izne ayrılmamıştım, o gün hocam beni okulda bekliyordu, masamı toplamamıştım, bilgisayarımı bile kapatamamıştım, benim gibi planlı biri için böyle ani olaylar öyle hemen algılanabilir bir durum değildi. Çetin Emeçteki ilk köprünün altından geçiyorduk ki sancılarım 5 dakikada bire düşmüştü ve o an, geliyor olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu anladığım ilk andı.

Hastaneye geldiğimizde doktorumuz bizi bekliyordu, hemen muayene odasına almıştı ufak bir muayeneden sonra suyumun boşalmasıyla doğumun başladığını, bugün bebeğimizin yanımızda olacağını söylemişti, bende tuhaf ve tarif edilemez şaşkınlık durumu yeniden başlamıştı. Hasta koltuğu gelmiş, istirahat etmem için odama götürmüşlerdi.

Yolda eşim bana bir şeyler söylüyordu ama ben onu duymuyordum, ta ki odaya geldik, üstümü çıkardık, yatağa yattım ve koluma bir sürü şey taktıklarında ve bizi baş başa bıraktıklarında duruma biraz daha yaklaştığımı anladım. Bir ara eşime hocamı aramam gerektiğini beni beklediğini söylemiştim ama ne oluyor ya ben nerdeyim bunları artık düşünmemem gerektiği bana hatırlatılmış ve olaya konsantre olmaya başlamıştım. Eşim beni böylesinin daha iyi olduğunu hiç telaşlanmadan bir anda hastaneye geldiğimizi ve akşama bebeğimizin yanımızda olacağını söyleyip rahatlatmaya, olayın heyecanının farkına varmamı sağlamaya çalışıyordu.

Bir kaç saat geçtikten sonra sancılar beni rahatsız etmeye başlamıştı ki, epidural yapılarak rahatlamam sağlanmıştı. Teyzem ve iş yerinden arkadaşlarım da gelmişti, yarım bıraktığım işler onlara kalmıştı maalesef, gelen gidenlerle vakit çabucak geçmişti ta ki saat üçe kadar. Üçten sonra artık epidural kesilmişti, su bittiği için doğumun bir an önce yapılması gerektiği, suni sancı ve kendi sancılarımı tamamen hissedeceğim ve en son çare sezaryen olabileceğim söylenmişti.

Saat sekiz buçukta hastaneye gelmiştik ve evden çıkarken orada su içerim diye çıkmıştım ve bana sezeryan olma ihtimali var diye üç buçuğa kadar su dahil hiçbir şey vermemişlerdi. Üç buçuktan sonra hiç geçmeyecek gibi gelmişti, eşimin “pes etme sakın lütfen beni seviyorsan pes etme” diyip bana kızması benim urumda bile değildi. Açlık ve susuzluktan çok yorgun düşmüştüm sadece ve sadece doktorların söylediklerini duymaya çalışıyordum, hepsi beni rahatlatmaya çalışıyordu ama doğum geciktikçe onlara olan inancım da kalmamıştı. Odaya girenlerden, altı ay önce normal doğumu güle oynaya yapan arkadaşıma verip veriştirirken, sezeryanle doğum yapan kendi de doktor olan çocukluk arkadaşıma da isyan bayrağını çekmiştim. O an keşke önceden onu dinleseydim de normal doğum diye ısrar etmeseydim diye düşünüyordum. Ona güveniyordum doktorumu da zaten tanıyordu, ne olur sen söyle ne zaman doğuracağım bunlar beni kandırıyorlar diye bağırırken, az sonra çocuk doktorunun son ıkınman demesi ve fazladan bir ıkınma daha ile canımız oğlumuz kollarımızdaydı. Dünyalar benim olmuştu, yeniden doğmuş gibiydim, çok şükür çok ama çok tatlı, sağlıklı bir bebeğimiz olmuştu.

Öyle bir rahatlamıştım ki ilk sorum sancı bitti mi olmuştu, inanamıyordum bir anda bittiğine, normal doğumun da bu yanı çok güzelmiş. Ne zaman biteceği gibi bilinmezlikler ve tecrübesizlik insanı daha da bir korkutuyordu, erken doğum olması ve doğumun bir an önce olması gerekliliği, suni sancılar ve tüm yaşadıklarıma rağmen aslında iyi ki normal doğum yapmışım diyorum.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın