İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Özdemir Hiçdurmaz İle Röportaj

Baba ve kızları…
Baba kız ilişkisi gerçekten çok güzel bir duyguymuş. İpek hayatımıza girdikten sonra hayatımız onunla birlikte biran da değişti. “Babacım” diye boynuma sarıldığı anda dünyalar benim olabiliyor. İşte benim gibi kızı olan ve blogger olan 1Baba ile tanıştık ve hem blogger olma yolculuğunu,hem yaptığı değişik işleri hem de kızlarıyla ilişkisini konuştuk. Evet bugün bizlerle Babalar ve Kızları blogunun sahibi Özdemir bey bizlerle.
Özdemir bey “Kız babası olmayan baba oldum demesindiyor ve bakın neler anlatıyor…
Bizlerle olduğu için Özdemir beye çok teşekkür ediyoruz ve bu güzel röportajımıza herkesi bekliyoruz.
Özdemir bey merhaba, kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

14.Ekim.1972 de gözlerimizi açmışız dünyaya, hoş bizler şimdiki çocuklar cin cin etrafa bakar değilmişiz. Kedi yavruları gibi bir dönem gözlerimiz açılmıyormuş, kafaları tutamakta sıkıntımız varmış… Ama bu gibi sıkıntıları geçincede şimdiki çocukların sahip olamadığı güzel bir çocukluğumuz oldu. Ben bu çocukluğu Ankara’da geçirdim…

Meyvenin büyük çoğunluğunu ağaç üstünde, suyu bahçe musluğundan, dondurmayı Atatürk Orman Çiftliği’den yedik… En büyük sporumuzu gizlice bahçelere girip, ağaçlardan topladığımız yada yemek için çıktığımız esnada bizleri kovalayan apartman görevlileriyle yaptık… Küçükken ağaca dalmak derdik biz buna.

Daha sonra genç olduk, bilen bilir, içimizde biraz efelik olsa da Angara delikanlısı olduk… Hakkı adaleti ve dostluğu öğrendik, fakat çocukluğumuzdan da anlaşılacağı gibi yaramazlıklarımız devam etti…. En nihayetinde Hiçdurmaz benim soyadım kardeşim…! Lise eğitimin sonuna kadar Özel Yükseliş Kolejinde okudum.

Daha sonra Üniversite için İstanbul’a geldim, Yıldız Teknik Üniversite si Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği gibi ismi çok afilli bir bölümü bitirdim… İlk girdiğim senelerde insanlar soruyordu hangi bölümde okuyorsun, söylüyordum, aaa süper diye tepki veren 2 dakika sonra bir şekilde ne iş yaptığımızı soruyordu.

Hal böyle olunca Bitirdim bitirmesine fakat yapmak pek nasip olmadı..!

Okul ve vatani görevimiz bitince içimizdeki efeliğe dönüş yapıp, İzmir’e yerleştim. Kraft Bebek Arabaları ve Nuk Emzikleri Ege Bölge Sorumlusu olarak ciddi iş hayatımıza başladık… Bebek ve ailelerle ilk tanışmam aslında bu oldu. Bir süre görev yaptıktan sonra İlaç sektörüne giriş yaptım ve şimdi bir İlaç Araştırma Şirketinde İş Geliştirme Müdürü olarak çalışmaya devam ediyorum…

Terazi burcunun temel özelliklerini taşıdığımı söylerler, fotoğraf çekmeyi, yazmayı, resim çizmeyi, maket gibi el becerisi gerektiren hobileri severim ve vakit buldukça da yaparım. Gezmek, öğrenmek, tanışmak insanlar içinde olmak.. Ve bunu diğerleriyle paylaşmak çok keyif veriyor bana.. Bir arkadaşımdan öğrendim “insanlara dokunmak” kendimi iyi hissettiren bir duygu. Belkide bu nedenle Hayata Renk Ver Adında Çocuklara yönelik bir derneğinde kurucu üyelerinden biriyim. Katılmama vesile olan arkadaşlarıma buradan sevgiler.

Kendimi aslında son paragrafta özetlemek istersem, bizler 65-70  kuşağı, Türkiye’de 2 kere kuruş görmüş bir nesiliz, saat 22:00’da kapanan tek kanallı devirden 24 saat yayın yapan döneme, tek bilinen parfüm brütten yüzlercesine, kısacası yokluktan varlığa geçilen bir dönemde katalizör bir nesiliz. Bu nedenle bir çok günlük hayat pratiğinden, toplumsal değere kadar eski ve yeniyi harmanlayıp geçişi sağlamış bir nesiliz. Ama tüm bunların içinde insana saygı ve değeri en çok yaşatan nesil olduğumuza inanıyorum.

Baba -kız ilişkisi gerçekten herkes tarafından bilinir ve gerçekten de söylendiği gibi olduğu da görülmektedir.Peki sizde bu ilişki nasıl? Neler yapıyorsunuz?

Eşimin hamileliği başladığından beri içimizde şüphesiz bir heyecan vardı… Sonuçta dünyaya bir can gelmesine aracı oluyorsunuz..6-8 hafta gibi gidip sadece mercimek tanesi gibi bir görüntünün arkasındaki kalp sesini dinlerken, bir kaç hafta sonra kolu bacağı olması ve o gelişimi takip etmek dahi inanılmaz heyecan verici.

Fakat tüm bunları yaşamadan önce dahi eşimde bende hep bir kızımız olsun istiyorduk… Bu isteğimiz hamilelikle artarken, bebeğimizin kız olacağını öğrendikten sonra bir nebze daha farkına vardım Baba ve Kız ilişkisinin ne olduğu, ne kadar önemli olduğu ve ne kadar ünlü olduğunu.

Her gün yeni birşeyler öğreniyor, öğrendikçe keyiflenip o mutlulukla yeni şeyler araştırıyordum… Hamilelik dönemi böyle geçti 🙂

Bugün bulunduğum noktada eşimle beraber yaşadığımız 2 hamilelik, 2 sağlıklı kızım ve 4 sene yaşanmışlık var bir baba olarak.

“Tüm bunlardan sonra diyebilirim ki Baba kız ilişkisi gerçekten özel ve güçlü bir ilişki… Kısaca diyebiliriz ki kazancı gelecek olan sevgiyle ve saygıyla beslenen profesyonel bir ilişki.”

Bugün bir bebeği annesinin memesine verdiğinizde kendisi içgüdüsel olarak karnını doyurabilmekte, yada ağlayan bir çocuğu anne kucağına verdiğinizde susup huzurla uyumakta, sakinleşmekte. Bunlar anne çocuk ilişki temelini oluşturan içgüdüsel davranışlar. Bu ve bunun gibi örnekleri ne anneye nede çocuğa öğretmenize gerek yok tamamen aralarındaki o içgüdüsel bağ, ikiside birbirinin parçası…. Kısacası bir elmanın iki yarısı…!

Peki Baba ile Kız? İşte bu tamamen sevgi ve güvenin bir eseri… Anne kucağında sakinleşmeye ihtiyaç olmaması güvenini oluşturmak… Uyuduğu her ortamı anne kucağı gibi huzurlu güvenli kılma titizliğine karşı, babam yapar güveni…! Kısacası bu zamanla büyüyen bir güven ilişkisi..!

Bizde de çok farklı değil aslında, karşılıklı güven ve sevgiye dayalı bir ilişkimiz var. İlişkimizin temelini paylaşmak üzerine kurduk, yediğimizden içtiğimize, yaptıklarımız, gördüklerimiz öğrendiklerimiz…

Berbaer deneriz, gezeriz, sebze yetiştiririz, domates biber toplarız,  boya yaparız zaman zaman kağıdı zaman zaman birbirimizi boyarız, tamiratı beraber yaparız, pratik çözümler buluruz, yemek yaparız… En çokda yaramazlıklarımızla annemize iş çıkartırız…. Kıscası hayata dair ne varsa bizi biz yapan değerlerle paylaşıp mutlu bir hayat yaşıyoruz…! Tabi tüm bunların yanında ben baba olmanın avantajlarını kullanmıyor da değilim.

http://babalarvekizlari.wordpress.com/2012/10/04/buyuk-sir/

Babalar ve Kızları adında bir blogunuz var, neler yazıyorsunuz? Blog tutmaya ne zaman başladınız?

Aslında yaşadığınız her şey sizin ne kadar duyarlı olduğunuzla doğru orantılı ve hep aklımda vardı fakat aktif olarak blog tutmaya 07.Ekim.2010 tarihinde ilk yazımızla başladım… Bu gerçekten yoğun, heyecanlı ve güzel bir süreçti. .  Bu süreç içerisinde  ve kızımız doğduktan sonra en çok duyduğum anektodları sıralarsam

  • Nasıl hızlı geçiyor bilemezsin
  • Biz bu zamanlarını unutmuşuz
  • Bir zaman sonra bu günleri hiç hatırlamıyorsun
  • Ay ne kadar uzak geldi şimdi bana bu günler

İşte bu sözleri üst üste duymam beni yazmaya teşvik etti, ben yaşadıklarımı anlatmak paylaşmak isterken zaman zaman bu yetersiz gelirken bu yaşananları  unutmak istemedim.. Ve böyle yazmaya başladım, ilk zamanlarda çok güzel tepkiler aldığım gibi “buldumcuk” olmuşsun diyenlerde oldu.

İnsanların sevgisini duygularını, özellikle evladına duydukları sevgi duygularını açmakta ne kadar zorlandıklarını gördüm. Hatta bırakın babaları, annelerden bile çok şaşkınlıkla karşılayanlar oldu.

Fakat dediğim gibi, çok özel ve güzel bir dönem bu ve kesinlikle unutulmaması lazım…bir diğer yanı bence öğrenilmeside lazım, yarın birgün çocuğum büyüdüğünde onu ne umutlarla dünyaya getirdik, ne kadar çok sevdik, neye üzüldük, neye kızdık, ne yaşadık beraber ve beraber nasıl büyüdük…!

Sonuçta dünyaya bir can getiriyorsunuz ve onu hayata kazandırıyorsunuz…. Bugün bir hayat kurtarsanız bunun haklı gururuyla her yerde anlatır, paylaşır kendinizi yere göğe sığdramazsınız. Peki ne farkı var bunun? Bir canın hayatını kurtarmak – hayata bir can kazandırmak…

Bende blogumda (http://babalarvekizlari.wordpress.com/) bunlara yer verdim, Facebook’da Babalar ve Kızları (https://www.facebook.com/Babakiz) diye bir sayfa açtım blogumda yazdıklarımı orada da paylaştım… Öncelikle bizlerden yazdım, bir babanın kızına duygularını yazdım, annesini kıskanmasını, kızına zaafiyetini, büyüyen ilişkimizi ama zamanla artan takipçi sayımızla beraber kendimizden olduğu kadar sosyal içeriklerdende parçalar görseller paylaşıyorum… Elimden geldiğince baba yönünden ebeveynliğe değinmeye çalışıyorum. Çünkü bu konuda büyük eksik olduğunu düşünüyorum.

Hiçdurmazlar adı altında facebook sayfanızda (https://www.facebook.com/Babakiz) karikatürlerinizi yayınlıyorsunuz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Ben yapı olarak mizahı seven bir insanım, aile olarakta komik ve eğlenceli bir aileyiz, bu tip  uygulamalar, fotoğraf görsel sanatlara da ilgim ve becerim vardır. Evde çektiğim bir fotoğrafı bir cep telefonu uygulamasıyla ilk olarak Ev Halleri diye Facebook’a koydum, arkadaşlarım çok beğendi derken Ev Halleri diye bir iki tane daha paylaştım insanlar sormaya başladı… Açıkçası bu küçük kareler benimde hoşuma gitti… Daha sonra HİÇDURMAZ’lar adını verdik ve her 100 foto-karikatür de kitap yapmaz üzere devam ettik… 🙂 şimdi 263 tane oldu, kitap olarak hazır fakat basımını yaptırmadım. Kızlarımın güzel ve eğlenceli bir geçmiş fotoromanı da olacak bu sayede.

Kısacası fikir spontan ortaya çıktı, ama hep beraber çok eğlendik.

“Kız babası olmayan baba oldum demesin” diye bir sloganınız var. Kız babası olmak nasıl bir duygu?

Ya işte bu fena bir duygu, bunu anlatmadan önce bir hikaye anlatmak istiyorum;

“Bir arkadaşımızın oğlu var, oğlan belli bir yaşa geldiğinde eşi ikinci kez hamile kalıyor ve bir zmaan sonra kız olduğunu öğreniyorlar. Tabi kız olduğunu öğrenince çok kişi kız çocuk çok farklı şöyle böyle derken, oda merak ediyor tabi… Bende kendimce ne kadar faklı olduğunu anlattım. Neyse zaman geçti sağlıklı bir şekilde doğum yaptılar, kız 2 yaşına geldi bir görüşmemizde sordum; nasılmış kız babası olmak? Dedi ki abi bu ne güzel bir şey bundan önce biz evde canavar besliyormuşuz”

Bu hikayeye hep gülmüşümdür. Evlat evdeki nefes her daim candır, sevgisi cinsiyetle onla bunla ölçülemez, ama bazı şeyleri daha dolu ve keyifli yaşarsın kız çocukda odur işte.

Bayan çoğunluğu olan bir ofiste çalışıyorum, bazı zamanlar orada konu oluyor ben kızcı tavrım olduğunda oğlan anneleri alınıyor bana fakat keyfi kadar gerçekleri var kız çocuklarının. Bir kere ailenin hayatına renk katıyor, bir erkek çocuk alışverişine  gitseniz mavi yeşil gri tamam deniz bitti, reyonlar deseniz 150 mt kızlar 15 mt erkekler.

Bir çok erkek var ki pembe rengi kızıyla öğreniyor…!

Bunun dışında bir gerçek var ki, aslında bir çok erkek bir kadında sevgiyi büyütmeyi kızıyla öğreniyor…  Ne kadar kırılgan olduklarını, sevgi ve güven ihtiyaçlarını, fakat bunun yanında ne kadar güçlü olduklarını öğreniyorlar… Belkide bir kadını karşılıksız sevmeyi ve her şey den önemlisi kendilerini tanıyorlar… Bu duyguyu eminim kızı olan babalar çok net anlamıştır, kelimelerle ifadesi gerçekten zor… Ama kız çocuklarının erkekler için farklı bir olgunluk evrimi olduğunu düşünüyorum, işte bu yüzden “Kız babası olmayan baba oldum demesin”

Eşinize iki hamileliğinde de yardımda bulundunuz mu? Lara ve Mira’nın bebeklik dönemleri nasıl geçti?

Ailemle  sağlığından sosyal hayatımıza herşeyiyle çok yakından ilgiliyimdir ve önem veririm O nedenle gönül rahatlığıyla diyebilirim ki Çok bulundum, ben aile içerisinde hayatın eşit olduğu ve paylaşımın şart olduğuna inanıyorum… Ailede yükleri dağıtmak, beraber taşımak ve yol almak hepimize daha mutlu bir ortam sağlayacaktır.

Gerek Lara doğumuna kadar olan süreçte, gerekse doğumundan sonra hayatımda bir çok şeyi ikinci plana alarak eşime destek oldum, aslında destek olarak nitelendirmekte yanlış.. Aile içinden bir birey olarak yapmam gerekeni yaptım. Bir çok yerde bana hadi değiştir bakalım bebeğin altını, artık böyle felan gibi söylemlerle dalga geçenler yada garipseyenler oldu. Burada benim garipsediğim bir babanın çocuğuna bunları yapmaması… Eşi uykusuz geceler geçirirken yanında tomruk gibi uyuması. Yada her şeye koşup yetişmeye çalışan bir eşiniz varken çocuğun altını değiştirmeyi erkek işi değil gibi görüp o halde çocuğu bekletmesi… İnsan okuyunca şaşırsa da maalesef o kadar çok ki bu örnekler.

Bir çocuğu sevmek yada ilgilenmek benim için işten gelince bir hediye vermek, yada o sizin yanınızda oynarken gazete okuyup televizyon seyretmeniz değil… Bir çocuğu sevmek onun sevdiği şeylere dokunmak demek, onunla ilgilenmek demek yere onunla oturup belkide sesinizi bir sincaba benzetip masal okumanız demek… Bir çocuğun yüreğine ancak böyle dokunabilirsiniz… Büyük kızım Lara bana Aslan Kral der, ben o masalı ona anlattığım ve o aileyi bize benzettiği için… Onun masal dünyasına girmişseniz, başarmışsınız demektir…. Kahraman olmuşsunuzdur… Gelecekte, duyarlı ve sevgiyle terbiye edilmiş bir evlat için duyarlı olmanız gerekir.

Lara şu an 3,5 yaşında

  • Banyosunu ben yaptırıyorum, benden başkasıyla da yapmaz… Hani uzun bir seyahate gitsem kokar herhalde 🙂 sadece benime banyo yapmak istiyor çünkü elimde köpük büyütüyorum… Balonla su bombası yapıyoruz, bildiğin oynuyoruz banyoda
  • Saçlarını sadece bana toplatır
  • Geceleri benimle uyur, annesi darılmasın diyede “şimdi babamla uyuyacağım okuldan gelince de seninle uyuyacağım” der. Okuldan gelince uyumuyor fakat.

Ve daha sayabileceğim çok örnek var… Bunları benle yapıyor eşim yapmadığı yada yapamadığı için değil, benimle yapmayı sevdiği, benimde keyif aldığımı bildiği için.. Lara ile çok keyifli bir bebeklik geçirdik, bu keyfimize yeni misafirimiz  olduğunu öğrendiğimizde bir hayli sevindik, daha sonra yaşadığımız ufak bir kanama sonucu bebeğimizi kaybetme riski ile karşı karşıya kaldık. Tabi bu dönem uzun bir istirahat gerektirdi… Bu dönemde Lara tamamen bendeydi, işte bu dönemde daha önce gösterdiğimiz ilgi ve beraberliğin meyvelerini aldık… Çünkü yemeğinden banyosuna uykusuna herşeyi beraber yapmamıza olan yatkınlığı ve uyumu sayesinde eşime hiç yük olmadı… Lara’da çok anlayışlı davrandı, düşünün ki henüz 3 yaşına gelmemiş bir çocuk anne kucağına çıkmamayı kabullensin ve bunun gibi daha çok örnek… Orada gördüm ki ailece hem anne hem baba olmayı becermişiz… Belki de bu sayede gereken istirahatide yapıp ikinci kızımızı hayata tutundurduk…!

Mira 2014 Ocak 13’de katıldı hayatımıza, o nedenle henüz onun bebekliğinin başındayız, çok daha fazla ilgi ve bakıma ihtiyacı var… O nedenle eski düzen devam ediyoruz, Lara’nın büyük yükü bende malum birazda kıskançlık var… Ama en azından anne kısmını attık, anladı ki Lara annesi beslemek ve bakmak için Mira’ya daha yakın olması lazım… Yavaş yavaş babayı paylaşma kısmına başlıyoruz onuda en kısa zamanda halledeceğimize inanıyorum.

Ama şunu da eklemek istiyorum, tüm bu yaptıklarımda bana, aileme destek veren teşvik eden yol gösteren, çocuklarımı kendi çocuklarından ayırmayan bir dostum var ki onun hakkını ödeyemem, yapabildiklerimin çoğu için bana güç vermiştir.. Hakkını ödeyemem!! Teşekkürler

Babalara ve baba adaylarına neler söylemek istersiniz ? Neler önerirsiniz?

Öncelikle, gerek anne gerekse babalara şunu söylemek isterim, Hazır değilseniz gerçekten istemiyorsanız çocuk yapmayın… Çocuk sevgisi ve varlığı inanılmaz güzel bir şey fakat şunu da unutmayın çok zor…!

Kendi isteği dışında bir can getiriyorsunuz dünyaya ve hayatınızı ona göre değiştirmeniz ve düzenlemeniz gerekiyor…

Dilimize yayılmış bir söz vardır ” Çocuk bir şekilde büyür

Her ne kadar çok söylense de, ben buna katılmıyorum bir şekilde büyümemeli çocuklar… Doğru şekilde büyümeli, ve bu doğru şekil düzgün sağlık imkanları, iyi bir eğitim, sevgi, sağlam bir aile yapısı gibi kavramları içinde barındırmalı.

Unutmayın bugün istediğiniz geleceği yaratmak sizin elinizde ve bunu yapacak sizin çocuklarınız….

Her çocuk büyür , ama ne kadar insan olduğu toplum içine çıkınca belli olur…!

O yüzden bunun bilinciyle çocuk sahibi olan Babalara tek önerim, çocuklarınız sevin, sevdiğinizi gösterin, sevginizi paylaşın…!

Ne mutlu size geceleri Baba diye ağlayan bir çocuğunuz varsa…

Kızlarınıza ve eşinize buradan neler söylemek istersiniz?

Daha öncede belirttim sanırım, hayatı olabildiğince basit ve paylaşarak yaşarım… Bu noktada benim için elde edebileceğim en güzel şey birbirine sahip sevgi dolu aile ve dostluk ilişkileri. Bana bu duruş ve görüşü verdikleri için tüm aileme ve dostlarıma çok teşekkür ederim.

Eşim ve kızlarım için söyleyeceklerimi kelimelerle şekillendirmek çok zor gerçekten, basit hayallerim vardır emek yükü ağır olan… Herkesin sahip olduğunu sandığı ama olmadığı, bazısının yapmaya cesareti olmadığı, tüm bu emek yükünde elimi hiç bırakmayan, çocuk zaman sevgisiyle bu yükü taşıyan eşime  ve bana hayalim olan herşeyi yaşattıkları için aileme çok teşekkür ederim.

Bize ulaşmak ve bizimle paylaşmak isteyen herkes için

http://babalarvekizlari.wordpress.com/

https://twitter.com/babalar_kizlari

http://instagram.com/babalar_kizlari

http://www.pinterest.com/babalarkizlari/

5 Yorum

  1. sohbet 8 Nisan 2014

    Ah, ah, ah mı desem! 1 kızı olanın halini, 2 kızı olanın halini, ya da benim gibi 3 kızı olanın vay haline mi desem! biriyle uğraşmak belki kolay ama! ya ben 3’üyle uğraşırken 4 ü olanı çok merak ediyorum. Tüm anne-babalara kolay gelsin.

    • Burcu 1 Anne 9 Nisan 2014

      Ayyy gerçekten öyle 🙂 baba-kız ilişkisi gerçekten çok değişik bir şeymiş, cimcime de yeni yeni babasına gösteriyor ilgisini.Allah uzun ömürler versin evlatlarımıza,sağlıklı olsunlar.

  2. PELİN 9 Nisan 2014

    Özdemir Bey çok güzel ifade etmiş Baba-Kız ilişkisini..okurken çok keyif aldım.Benim de 3,5 yaşında bir oğlum var dünya tatlısı..ama bu yazıyı okuduktan sonra bir de kızımmmm olsun istiyorummmm:)Sevgiler

    • Burcu 1 Anne 9 Nisan 2014

      Pelin hanım gerçekten Özdemir bey çok iyi bir baba, kızlarına aşık 🙂 Allah isteyen herkese evlat versin, çok güzel bir duygu gerçekten.

      Teşekkürler.

      • Özdemir 8 Temmuz 2014

        yorumları şimdi gördüm, yorumlar için teşekkürler…
        Gıyaben cevaplarınız için sizede teşekkürler Burcu Hanım.

        Evet kızlarıma aşığım…. 10 evladım olsun 10’uda kız olsun 🙂

Bir cevap yazın