İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dilek Annenin Doğum Hikayesi

Yıl 2004 ve ben ilk defa ailemden ayrılmış, şehir dışına çıkmışım. Hiç bilmediğim bir yerde bilmediğim insanlarla karşılaşmak ve orada koskoca 2 sene geçirmek. Nasıl değişik bir hava değişik bir tat vardı bende. İlk gittiğim gün ailem beni yurdun odasına yerleştirdikten sonra tabi ki gitmek zorundaydılar, daha sonra bir baktım benim Letam gelmiş.Annesi ,anneannesi ve Letam…

O kadar çok eşya getirmişti ki dolaba sığmamıştı, hey gidi günler hey. Acımızı ,sevincimizi, göz yaşımızı,kahkahalarımızı o oda da atmıştık.Koskoca 9 yıl geçti ve biz artık ANNE olduk. Bizim dostluğumuz hala devam ediyor inşallah bundan sonra kızlarımızda bizim gibi kardeş olacaklar. Letam dedim ona birde Kukim var tabi onlar ayrılmaz ikililer ,onları çok seviyorum, ilk göz ağrılarım ilk arkadaşlarım bilmediğim,tanımadığım bir şehirdeki.İnsan böyle dostlara sahip olduğu sürece galiba çok şanslı oluyor.

Letam doğum yapalı 3 ay oldu ve ilk andan itibaren doğum hikayeni yaz dedim ve sağolsun yazdı benim güzel yürekli arkadaşım.Bugün onun için çok önemli bir gün Devletin vermiş olduğu 112 günlük izni bitti ve işe gitmek zorunda kaldı.Daha minnacık kuzusunu bıraktı işe gitti. Allah sabır versin,ilk gün çok zor olacak ona ama Allah yardım edecek kesin.İlk iş günü çok çabuk geçsin bitsin canım,prensesine biran kavuşman dileğiyle bitanem.

Sizlerde doğum hikayenizi bizlerle paylaşmak isterseniz merhaba@ailemerkezi.com a maillerinizi bekliyoruz.

Dilek anne bakalım doğum hikayesini nasıl anlatmış, hadi buyrun …

“O ilk an. O ilk dokunuş. O ilk bakış.Anneliğin kutsallığını nereden başlayıp nasıl anlatsam bilmiyorum ama tek bildiğim çocuğunuz varsa yeniden doğmuş ve başka biri olmuşsunuz demektir.

03.09.2012 .Günlerden pazartesi. Artık kurtulmak istediğim polikistik over hastalığım ve ben sabahın köründe düşmüştük hastahane yollarına. Doktorun odasına girdiğimde aynı soğukluk ve aynı umutsuzluk benimleydi. Bir bebeğimiz olsun çok istiyordum ama henüz değil biraz daha toparlayalım kendimizi demekten de alamıyordum. Bir bebeğim olması fikri o hastalıkla mümkün değildi doktorlara göre, kurtulsaydım artık. Herzaman ki gibi rutin kontroller olacak, ilaçlar alınacak ve işe geri dönecegim hep böyle olmamışmıydı senelerce..

Doktora bana ilaç verin düzelsin bu hastalık falan gibi bir konuşmanın ardından muayene odasına alındım. Dilek Hanim size ilaç veremem diye bir ses geldi ama o kadar anlamsızdı ki . Eee nasıl iyileşeceğim ben ? Dilek Hanim Hamilesiniz.!!!! OLAMAZ.. Benim PKO ‘m var.. Olur tabi ki burada işte tam 8 haftalık.. ( 8 hafta nasıl anlamadın dediğinizi duyar gibiyim.PKO hastalığı olanlar bilirler hiçbir şey normal değildir ki bu hastalıkta belirtileri bir şeye yoramazsınız. Kafanızı o kadar yıkamıştır ki bir sürü doktor olamaz dersiniz.8 hafta geçse bile. Mide bulantılarınızı bile ben bir dahiliyeye görüneyim bu bulantılar normal değil diye yorumlarsınız. Koca bir Ramazan midem bulanmış , orucumu bırakmamış ve bu uyku halleri ve bulantıları Ramazan ayının sıcak ve uzun günlere denk gelmesine yormuştum.)

Dilek Hanim burdasınız değil mi ? Hamilesiniz.. İşte kalp atışları..

Tak tak.Tak tak.Tak tak.. Çok hızlı . Sesin nereden geldiğini idrak edemediğim bir an. Doktorun söyledikleri kulaklarımda yankılanıyor, bir yanım imkansız diye çığlıklar atarken diğer yanım mucize bu diye bağırıyor. Kafamda tüm bu karmaşanın arasında derinden gelen sesler tak tak tak tak tak.. hızlı ve aralıksız. İşte o an. Bebeğimle tanıştığım ilk an.Saati dakikası aklımdan ömrümce silinmeyecek o an. Ben anne olacaktım. Hastahaneden nasıl çıktığımı, iş yerine nasıl vardığımı ,akşam eşimin geliş saatinin nasıl geldiğini inanın hala hatırlamıyorum. Akşam olup eşime bir bebeğimiz olacağını söylediğimde bu hastalık ve savsataları ile onu da nasıl etkilediğimi bir kez daha fark ettim çünkü inandırmak için gebelik testini tekrarlamak zorunda kaldım elimde ki bebeğimin görüntüsüne ve kan tahlili sonuçlarına rağmen.

20.12.12 de 15.haftamızda bir kızım olacağını öğrendim, ismi çok daha önceden hazırdı İREM ADA hayatımıza renk katmak için büyüyordu. 18. haftaya kadar süren mide bulantıları , 37. haftaya kadar çalışmak zorunda olduğum işim ve bu durumda bile düşünmek zorunda olduğum evimle ilgilenerek zamanımı geçirdim. 37. haftada işten ayrıldım kendimi şartladığım gibi 38.haftada doğuracaktım. 38. hafta bitti derken 39 derken 40 .Kızım bayağı nazlı çıkmıştı ben normal doğumdan iyice korkmuş doktoruma sezeryan için yalvarır olmuştum. Ama o kararlıydı sen normal doğurmalısın bunu yapacaksın diyerek 40. haftamızı bana doldurtmuştu. 12 nisan cuma günü kontrole gitmiş Dilek sancıların gelmezse pazartesi aç ve hazır gel cümlesini duyunca sevinçten delirmiştim hem istediğim gibi sezeryan olacak hemde kızıma artık kavuşacaktım. 14 nisan pazar akşamı saat 10 da başlayan sancılarım saat 2 gibi 5 dakikada 1 e düşmüştü. ( bayağı bir kızmıştım nasıl olur ben sabah gidicem kızıma o zaman kavuşucam falan diye :)) Eşim annem ve kız kardeşimle hastaneye gittik. Doğumhane aldılar Nst ve kontroller yapıldı ben hala eve git dicek diye beklerken nöbetçi doktor yatışın yapılsın 3 cm açıklık var bir kaç saat içinde doğum gerçekleşecek demişti en az bebeğimi duyduğum an kadar şok olmuştum 🙂 Sabaha kadar devam eden sancılar , kontroller derken sabah 8 de kendi doktorum gelmişti onun sesini duyduğum an ki rahatlamamı size anlatamam. Suyum gelmediği için kendisi müdahale edecekti ve bu arada açıklık 9 cm e yaklaşmıştı. Doktorum suyumu patlattığında bir terslik olduğunu ve bebeğimin dışkısını yaptığını suyun bulanık olduğunu söyledi. O an ki korkum aklımdan hiç çıkmayacak. Ona normal doğum şansı verelim sana suni sancı verecekler eğer işler iyi giderse doğum çok kısa sürede gerçekleşir dedi ve suni sancı aldım. Eşim yanımda sürekli NST yi kontrol ediyor ve elimi tutuyordu. Burak yani eşim ters giden bir durum farketmiş , hızla doktorumu çağırmıştı.. Bebeğimin kalp atışları çok fazla düşmüştü. Doktorum Dilek ben bu kadar erken beklemiyordum , seni hemen ameliyata alıyoruz dedi ve sonrası o kadar hızlı gelişti ki kendimi ameliyathanede ve ellerim bağlanırken hatırlıyorum sadece.

15 nisan saat 09.29 da kızım gözlerini açmıştı hayata. Artık benimleydi.. Ayıldığımda o kadar çok kızımı ve eşimi sormuşum ki kendime geldiğimde hemşiremiz bu nasıl bir aşktır demişti.

Hayatımın değiştiği gün.. Yeniden doğduğum gün.. Tüm acılara , hayatın tüm zorluklarına gözümü kırpmadan katlanabileceğimi idrak ettiğim gün.. Onu ilk kokladığım an. İlk dokunduğum an .. Anladım ki bende yeniden doğdum. Anladım ki evlat demek can demekmiş, huzur demekmiş. Korku demekmiş. Kendinden çok birini düşünmek demekmiş. Günde seksen defa nefesini kontrol etmek demekmiş. Evlat demek ömrünün geri kalanını ona adamak , canı yanmasın diye canını ortaya koymakmış.

Hayat demek çocuk demek. Hayat demek onun aldığı sağlıklı tek bir nefes demek..

İşte bizimde hikayemiz bu .

Ben bu muhteşem duyguyu yaşadım ve şimdi tek dileğim anne olmak isteyen herkesin bu mükemmelliği yaşaması . İsteğim budur tabi ki Rabbime duamda..”

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın