İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Merve Annenin Doğum Hikayesi

Günlerden cuma ve yine bir doğum hikayesi sizlerle.Bu hafta bir doğum günü kutlaması yaşayacağız.Merve annenin birtanecik kızının,prensesinin  Doğum Günü bugün.İlk yaş gününü bizlerle kutladığı için çok mutluyuz.Nice güzel seneleri olsun prensesin,Nazlı bebeğin,Nazlı kuzunun…

İyi ki dünyaya gelmiş annesi,iyi ki sizlerle olmuş,iyi ki mutlu bir ailenin içinde.Ona iyi bir hayat vermek sizlerin elinde,siz ne kadar iyi olursanız Nazlı’da öyle olacak.Bizimde sizler için bir hediyemiz var,elimizden geldiğince en güzelini yapmaya çalıştık.Küçücük minnacık bir hediyede bizden size gelsin.Nazlı’yı kocaman öpüyoruz,sağlıklı,huzurlu,bol neşeli günleri olsun prensesin…

Bütün anneleri bekliyoruz,her haftanın cuma gününe denk gelen tarihlere bakın eğer sizinkilerde onlara denk gelecekse doğum hikayelerinizi bekliyoruz.Yavrunuz için istediğinizi söyleyebileceğiniz bir yer burası ,hadi bu güzel anı ölümsüzleştirmek isterseniz burcu@ailemerkezi.com a maillerinizi bekliyorum.Merve anneye çok teşekkür ediyorum,hikayemizi ve küçücük hediyemizi sizlerle paylaşıyoruz…

“6 Ağustos 2011 de hamile olduğumu öğrendiğimizde miniğimiz henüz beş haftalıktı.

Çok rahat olmasa da rahat sayılabilecek bir hamilelik geçirdim. Tabii gebelik şekeri çıkmasını, magnezyum eksikliğinden kaynaklanan karın sertleşmesini, amniyon sıvısının azalıp doğumun erken olmasını ve bebişin ters durmasını saymazsak…

Nasıl da mutluyduk hepimiz… ilk aylarda mide bulantıları yakamı bırakmadı. 3 gün yataktan çıkamadığım dönemler oldu. Ama yine de mutluydum. Midemin bulanmasını bebeğimin “ben buradayım!” deme şekli olarak algılıyordum.

Her ay gittiğim kontrollerin yanı sıra her hafta sağlık ocağına gidip bebeğimin kalp atışlarını dinledim, bıkmadan, usanmadan… keşke evde bir ultrason cihazı olsaydı da her gün bakabilseydik minik bebişimize…26. haftaya geldiğimizde öğrenebildik bir prensesimiz olacağını. O güne kadar kendini saklamış, bir türlü göstermemişti. Doktorum da garantici olduğu ve yüzde vermeyi sevmediği için emin olmadan bir şey söylememişti… işte bu nedenledir ki minik prensesimize babası “Nazlı” ismini koydu…

Her şey çok güzel gidiyordu. İdeal kilo aldım, çok güzel ve keyifli hamilelik geçirdim, 8 ay boyunca durmadan çalıştım, gezdim, yedim, eğlendim…7 mart günü doğumun 15 mart 2012 de olacağını söyledi doktorumuz. 28 şubatta amniyon sıvısı azalmaya başladığı için her an tetikte bekliyorduk doğumu.

Doğumdan bir gün önce tüm ailem bizimle birlikteydi, herkes beni cesaretlendirmek için yanımdaydı. Kimse bilmiyordu ki ben artık kızım için dünyanın en cesur, onun için en korkusuz annesiydim… sabırsızlıkla bekliyordum bebeğimi.

15 mart 2012 sabahı saat 7:00 da özel çınarlı doğum hastanesindeydik. Bilmem gece uyumadığımı söylememe gerek var mı? Saat 8 gibi beni doğuma hazırlamaya başladılar. Yüzümde saf bir gülümseme ile giyiyordum ameliyat kıyafetlerini.

Yine herkes yanımdaydı bana destek olabilmek, bu mutlu anımıza tanıklık etmek için. Eşimle birlikte bindik asansöre tüm sevdiklerimize el sallayarak. Ameliyathane kapısında eşimle de vedalaştık ve artık kızımla ikimiz ve doğum ekibi kalmıştık. Doğumumun en sevdiğim yanı sezeryana yürüyerek gitmem oldu. Hastane sedyelerini hiç sevmem…

Doğum anının bana özel kalması gibi bir isteğim vardı. Fotoğraf makinası bile istemedim, bırakın doğum fotoğrafçısını. Hamilelik psikolojisi sanırım. Ama pişman mıyım? Hayır!

Her şey çok güzel gidiyordu. Fonda Candan Erçetin çalıyor, bir yandan da epiduralim yapılıyordu. O kadar rahat ve stressizdim ki, kendim bile şaşıyordum bu duruma.

Ben “başladılar mı?” diye başımdaki hemşireye sorarken o da ne? Dünya üzerindeki en güzel ses geldi kulağıma. Hemen sonra gördüm güzelliği. Nedendir bilmiyorum derin bir oh çektim ve bir damla yaş süzüldü gözümden. Mutluluk gözyaşı. O andan itibaren hayatımın yönü, akışı hatta anlamı bile değişmiş, her şeyin merkezinde kızım vardı artık.

Hemen verdiler kızımı yanıma. Kokladım, kokladım… öptüm, öptüm! Kokusunu hapsettim burnuma. Dudağımdaki o ıslaklık gitsin hiç istemedim. Tabii ki aldılar sonra kızımı. Babasına götürüyorlardı artık. Kızımın dünyadaki en güvenilir limanına. Onu karşılıksız sevecek ve her ne olursa olsun her durumda ona destek olacak, arkasında olacak yegane adama! Babasına!

Artık bitmeliydi şu sezeryan ve ben de kavuşmalıydım tekrar kızıma bir daha hiç ama hiç bırakmamak üzere. O kadar sessiz durmuşum ki doktorumun “Merve uyudun mu?” sorusuyla kendime geldim. Ama narkozun da etkisi olsa gerek verdiğim cevap içler acısıydı. “sallamazsanız uyuyacağım!”

Sonunda bitmişti ameliyat, kavuşmuştum aileme. Bir daha hiç ayrılmamak üzere…

Şimdi tam 1 yıl oldu meleğim dünyaya geleli. Ne bitmeyen ağlamalardan ne de uykusuz geçen gecelerden hiç şikayetçi değilim. Her zaman dünyaya böyle bir mucize getirebildiğimiz için şükrediyorum. Bu 1 yıl boyunca öncelikle sevgili eşimin sonra da biricik ailemin desteğini asla ama asla esgeçemem.

Eşimi, ailemi ama en çok da biricik Nazlı’mı çok ama çoook seviyorum.

İyi ki doğmuş benim canım Nazlı’m. Nice mutlu, sağlıklı yaşları olsun…

2 Yorum

Bir cevap yazın