İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Çocuklarda Dağınıklık ve Düzene Alıştırma-1

Evde oyuncaklarını toplamayan, yemek yemeyen, uyumayan çocuğunun okulda bu davranışları yaptığını gören ebeveynler çok şaşırırlar. Çocuklarının nazlarının kendilerine geçtiğini düşünürler. Gerçekte de aynen böyle olur. Kararlı tutum ve örnek davranış göremezlerse okulda sıkılmadan, itiraz bile etmeden topladıkları oyuncaklarını evde ebeveynlerinin toplamasını beklerler. Bu durumun sadece sınıf kuralları içinde olduğu varsayımına kapılırlar.  Çünkü evde oyuncak toplamak annenin görevidir. Anne en başından çocuğun eşyalarını toplamaya razı olmuştur ve şimdi neden oyun bozanlık yapmaktadır.

Çocukları düzene alıştırma konusunda toplumumuz daha fazla zorlanmakta. Nedeni çocuklara karşı sorumluluk verme davranışımızı içimizden gelerek yapmayışımız. 6 yaşında kendi yemeğini yiyebilecek kapasitesi olan çocuğa annesinin peşinde dolaşarak yedirmesi, üstünü kendi giyebilecekken daha hızlı hareket etmek için anne babanın giydirmesi Türk ve Asya toplumlarında sıklıkla görülmekte. Hal böyle olunca yemeğini kendi yemeyen, üstünü kendi giymeyen çocuğa odasını toplatmak haksızlık olur. Böyle bir beklenti içinde olmak sadece ilişkiyi zedeler, sonuç alınamaz.

Peki neden biz çocuklarımıza sorumluluk vermekte zorlanıyoruz ?

Evli çiftlerin en fazla maruz kaldıkları sorular; “ Bebek ne zaman geliyor, olsun artık, şimdiye büyürdü…”

Yeni evlenen çiftlere bile ne zaman çocukları olacak gözüyle bakılan toplumumuzda evliliğin amacının türün devamını sağlamak, üremek, çoluk çocuğa karışmak olduğu anlaşılıyor. Çocuk, evin neşesi, ailenin devamını sağlayacak  veliahtı, yaşlılıkta sahip çıkacak bakıcısı… gibi pek çok görevi üstleniyor. Bu ve benzeri sebeplerden dolayı da özlemle bekleniyor doğumu. Doğduktan sonra ise yere göğe sığdırılamıyor.

Bizim toplumumuzda çocuk kutsaldır !

Henüz evlenir evlenmez çocuklarının doğumunu bekleyen kişiler olarak bu kadar değer verilen küçücük bir canlıya kendi ile ilgili sorumlulukları vermek zor olabiliyor.

Aile aç kalmasın diye yeme konusunda ısrar ediyor, gerekirse zorla yediriyor, çocuğun reklam izlemesinden yararlanıp ağzına tıkabiliyor. Burada çocuğa verilen mesaj; “ Senin doyma hissin yok, sen ne zaman doyduğunu anlamazsın, ben bilirim …”  Başka bir örnekte giyinme konusunda yaşanır. Hava şartlarına göre giyinmeyi çocuklar pek kolay öğrenemezler, çünkü üşümemeleri için üstün çaba sarfedilir. Kat kat giydirilir, atkısı, şapkası takılır. Bunlar gayet normal gözüken davranışlar. Normal olmayan kısım, çocuğun üşümesi akla gelirde o kat kat giysinin içinde hasta olmasından endişe edildiği için terlemesi, sıkılması akla gelmez, ya da “ Hasta olmasından iyidir.”  denerek dikkate alınmaz.

Özbakım becerileri dediğimiz beslenme, giyinme, uyku… gibi kişisel ihtiyaçlarını karşılaması için fırsat verilmeyen çocuklar, odalarındaki dağınıklığı toplamak zorunda hissetmiyorlar kendilerini.  Birinci ihtiyaçları ebeveynleri tarafından karşılanınca ikincil ihtiyaçların sorumluluğunu çocuğa bırakmak çelişkili olduğu için sonuçsuz kalabiliyor.

Uzman Pedagog Elif Erol Kimdir?

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın