İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ayça Annenin Doğum Hikayesi

Uzaklardasın biliyorum ama yakınımdasın.Tanımıyorum seni ama sen 1anne sin.Hayatına giren minik prensin için neler yaşadın neler.Birkez daha bizim için o anları yaşayıp yazdığın için sana çok teşekkür ediyorum.Dünya Kadınlar Günün Kutlu Olsun…Bütün annelerin anne adaylarının Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun…

Doğum hikayeni blogunda okuduğum zaman çok etkilenmiştim,şimdide çok etkilendim.Herkeste mutlaka etkilenecek ve seninle gurur duyacak.Bu kadar şey çekmene rağmen senin de dediğin gibi “…Oğlumu engellere rağmen dünyaya getirip bu sıfatı alabilmek AnneAyça olabilmek
için çok çaba sarfettim.İyi ki sabretmişim..İyi ki doğurmuşum…”İyi ki sabretmişsin,iyiki bizimle oldun ,iyi ki seni uzaktanda olsa tanıma fırsatını buldum.AnneAyça-AyçaAnne-Anne-Öğretmenim…iyi ki bizimle oldun bu hafta,sana buralardan kucak dolusu öpücük gönderiyorum.Uzakları yakın etmenin en güzel yanı bu galiba dimi? :)Diğer anne adaylarına,annelerede örnek olduğun ve bizlerle olduğun için tekrar teşekkürler canım.Doğum hikayene geldi sıra,hadi bakalım senin ağzından herkes okusun artık dimiii…

“2005 Mayıs ayı sonlarıydı elimde çift çizgili bir çubukla şaşkın bir halde kalakalmıştım.Evet bir bebek istiyordum ancak bir önceki ay geçirdiğim yoğun kanamaya teşhis olarak “düşük” dendiği için açıkçası bu ay beklemiyordum.

Haber tez zamanda yayıldı şenliklerle kutlandı.Ben şaşkın mutlu bir anne adayı olarak el üstünde tutulmanın tadını çıkarıyordum.ilk 7 hafta her şey yolundaydı ta ki bulantılar başlayıncaya kadar. Bulantı her hamilenin başına gelebilir, normaldir dedim ama benim ki tedavi gerektirecek kadar abartınca bir şeylerin yolunda gitmediğini anladım. Rutin yapılan kan tahlillerinde kan değerlerimdeki ciddi düşüklüğü gören doktorum 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji bölümüne sevketti. Hastaneye yattığımda yaklaşık 4.5 aylık hamileydim.Ender görülen genetik bir kan hastalığım var -Trombotik trombositopenik Purpura TTP- üstelik hamilelikle tetiklenmiş ve bebeğimi almadan beni tedavi edemezlermiş işte hastanede kaldığım 1 haftanın sonunda bana söylenen sözler üstelik sanki safra taşı alacakmış gibi rahat bir ifadeyle! Hastane başıma yıkıldı sandım. Zaten 1 hafta boyunca beni Onkoloji hastalarıyla dolu bir koğuşta yatırmaları, hergün yanımda karşımda kemoterapi alan, ağlayan, inleyen hatta dayanamayıp vefat eden insanların üzüntüsünü yaşattıkları yetmiyormuş gibi rahatlıkla bir doktor ordusu karşıma geçip bunları bana söyleyebiliyordu.ilk duyduğumda çok üzüldüm ama hiç çaresiz hissetmedim kendimi. İçimde tekmeler atan küçük oğluma çok güvendim ben.O hastaneden imza atarak ve bir daha asla dönmeyeceğim diyerek ayrıldım. Bebeğimi  doğuracağım ve eğer öleceksek de beraber öleceğiz dedim hep’!

İzmir felaketim oldu ama istanbul’da yeniden hayat buldum. Önce Kozyatağı Acıbadem Hastanesinde sonra Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi oldum. Tedavi ağır bir İşlem: kandeğişimi ve plazma ayrıştırması’, zaman zaman da damardan taze donmuş plazma TDP. Yaklaşık 3 ay bazen hastanede bazen evde ama hep ya bir şey olursa vücudum pıhtı atarsa diye korkarak ama içimde atan minik kalbe güvenerek geçti. Bu hastalık çok ender görüldüğü gibi bu hastalıkla bebek dünyaya getirebilen de yoktu. Farkında olmadan bir mucizeyı taşıyordum karnımda…

Onca zorluğun ardından hamileliğimin 36. haf’tasında 3210 gr ağırlığında 49cm boyunda kendi minik, değeri dünyalara bedel küçük mucizeme TARKO ma kavuştum. Hergün bana bu mucizeyi yaşatıp oğluma kavuşturduğu için Yaradana şükür ediyorum.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın