İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

BABALARIN ÇOCUKLARI

BABALARIN ÇOCUKLARI

 

Babalar annelere sitemli…

Uzman olarak karsılaştığım projektürde en fazla anneleri görürüm. Çocuklarıyla ya da diğer konularla ilgili sorunlarını paylaşmak için anneler sıkılmadan, utanmadan, suçlanma korkusu yaşamadan kapımızı çalarlar. Sorunlarına çözüm ararlar ya da çocuklarıyla ilgili konuları danışırlar.

Seminerlerimde de bayan katılımcılar yoğunluktadır. Gerek ilgi alanlarına daha fazla hitap ettiği için, gerekse daha kolay vakit ayırabildikleri için olsa gerek…Aralarda babaları görünce böyle etkinliklere daha sık  gelsinler diye mutlaka onure ederim. Yine bir seminerimde bir baba, çocuklarıyla ilgili etkinliklere şartlarının elverdiği ölçüde  katıldığını, takip ettiğini ve yararlandığını söyleyerek başladı ve sitemini dile getirdi. Seminer sonunda soru cevap kısmına geçtiğimiz zamanki diaoloğu aynen aktarıyorum.

– Bu seferde bir baba ya da adayına söz verelim. Buyurun, sizin sorunuzu alayım.

– Elif Hanım, öncelikle semineriniz için çok teşekkür ederek başlamak istiyorum. Çocuk sorunlarına yaklaşımda çok yerli yerinde ve ulaşılabilir çözüm önerileri getirdiniz. Fakat bir yanılgınızdan bahsetmek istiyorum. Biz erkelere neden  haksızlık ediyorsunuz ?

– Adınız lutfen ?

– Bora.

– Bora Bey hangi alanlarda haksızlık ettiğimi düşünüyor sunuz?

– Yook, hayır, soruyu yanlış sordum, siz değil. Bayanlar olarak siz yani.

– Peki, hatırı sayılır bayanlar topluluğu olarak dinliyoruz, buyrun lutfen.

– Biz geride bırakılıyoruz, itiliyoruz, veli toplantılarına, seminerlere sizin katılmanız, çocuğun alışverişini sizin yapmanız ne bileyim altını sizin değiştirmeniz, sizin uyutmanız… gerekiyor gibi davranıyorsunuz, her şey sizin çevrenizde dönüyor nedense.

– Hmm haklı olabilirsiniz, çocuğun hayatında anne biraz daha fazla katılımcı. Öz bakımından tutun sosyal hayatına kadar çocuğun velisi annesi oluyor genelde. Ama birazda evdeki denklemle ilgili sorumluluk dağılımı. Mesela siz çocuğunuzun altını değiştirmek ya da uyutmak istediğinizde eşiniz vize vermedi sanırım.

– Aynen öyle oldu.

Salonda gülüşmeler…

– Bayanlar hem her şeyi göğüsleme çabasına giriyor, paylaşıma izin vermiyor, bize şans tanımıyor, hem de yoruldum deyip evde gerginlik yaratıyor.

Gülüşmeler

– Peki bayanlara soralım bakalım, sizlere neden böyle davranıyoruz.

Bir bayan dinleyici

– Ben ilk defa böyle bir şey duyuyorum, benim eşim oğlumu bırakın uyutmayı, altını değiştirmeyi, parka çıkarıp oynatmaktan bile sıkılıyor, 15 dakika sonra tekrar eve dönüyorlar…

Başka bir bayan dinleyici

– Benimde 17 yaşında bir kızım var, Bu sene üniversite sınavına girecek, babası bir kez bile veli toplantısına katılmadı, benim zorlandığım, gidemediğim zamanlarda oldu, babası yine gitmedi. “Ben gitsemde anlamam” dedi. İnanın Elif Hanım kızımın sınıfını sorsam bilmez…

– Bir yandan çocuğuyla daha fazla ilgilenmek isteyen ve fırsat verilmemesinden şikayet eden baba profili diğer yandan, bu sorumluluğu vermeye hazır anne, almaya hazır olmayan baba profili var, gördüğümüz gibi.  O zaman önce Bora Bey’ in sorununa bakalım. Bora bey sizce neden eşiniz ona yardımcı olmanızı istemiyor?

– Kendisi burada, ona soralım.

Salonda gülüşmeler, aile kavgası çıkacak şakalaşmaları…

– A ne güzel demek beraber geldiniz, hadi soralım. Eşiniz halinden pek memnun gözükmüyor, siz ne diyorsunuz bu duruma…

 Biraz sıkılmış olarak anlatıyor anne.

– Ya aslında eşim haklı olabilir, onun yapmak istediği zamanlarda Ege ‘ nin sorumluluğunu fazla paylaşamadım. Ege bebekti ve hep bir yerine- istemeden tabi- zarar verecek gibi geliyordu. Kucağına alışı, kafasını tutuşu, kolunu arkada sallandırışı… yani nasıl söylesem hoyratça, aceleci, haşin geliyordu, aslında değildi elbette ama. İşte ben lohusaydım, 9 ay beklemiştim, anneydim sonuçta kıyamıyordum, çok değerli, her an incinecek gibi geliyordu. Ege  küçük doğdu zaten 2 kilo 850 gram. İlk zamanlar böyle bir koruma içgüdüsü geldi, sonraları yapmadım ama, dimi Bora. Biraz abartıyorsun o kadar da yapmadım yani…

İşte böyle bir sorundu. Baba çocuğunu istiyor, anne de veremiyordu. Verememesine de çaktırmadan bahaneler üretiyordu. Küçük doğdu, babası hoyrat tuttu… Belki de ihtiyaç duyduğu, 9 koca ay yapışık yaşadığı, her gün biraz daha içinde büyüttüğü  minik bebeğiyle biraz daha fazla vakit geçirmek, pay laş ma mak tı. Evet bir de babası vardı minik bebeğin, annesinin fark etmesini beklerken, sabırsızlanan…J

Seminerde başka bir soru da başka bir babadan geldi.

– Elif hanım, 1 yaşına kadar mümkünse 1 yaşından sonra mutlaka çocuk kendi odasında yatsın diyorsunuz. Benim kızım 3 yaşında. Eşler olarak biz halimizden memnunsak ne sakıncası olacak çocuğun bizimle yatmasının?  Bir de şöyle düşünün. Bizler çalışan insanlarınız ve ben kızımı gerçekten çok özlüyorum, eve geldiğimde saat  9 – 10 oluyor, 1 saat ya kalıyor ya kalmıyoruz, uyuması gerekiyor. Birlikte uyuyunca da kaliteli zaman olmaz mı ? Özlemimizi gideriyoruz sonuçta. Sadece biz değil çocukta mutlu oluyor.

– Haklısınız birlikte uyuduğunuz zaman hem siz hem çocuk mutlu oluyor. Üst üste 3 dilim pasta yediğim zaman hem ben hem pastacı mutlu oluyoruzJ Ancak böyle yaparak görünen mutluluğun arkasında kısa vadede görünmeyen, çok yakında görünmeye başlayacak olan sorunları ekmiş oluyoruz. Kimlik gelişimi, cinsel gelişim, sosyal duygusal gelişim bla bla bla… şöyle olumsuz böyle gereksiz etkileniyor….

– Kız çocukları babaya daha düşkün oluyorlar. Daha sıcakkanlılar.

– Babalarda kızlarına… Peki siz kaç yaşına kadar kızınızla birlikte uyumak isterdiniz ?

Bunları duymak zorunda olmasam 15.

Salonda gülüşmeler, şakalaşmalar…

Bir başka baba da Bora Bey ‘ e katıldığını çocukların annelere maledildiğini söyledi.

– Belki de yüzlerce çocuk dergisi var, içeriğinde anneler, resimlerde anneler hatta dergi isimlerinde bile anneler bizden daha ön planda. Çocukları anneler tekeline almış denilebilir.Mesela ben, babalar ve çocukları diye bir dergi olsa alırım. Neden yok.

– Mete Bey sorunuzu espriyle cevaplamak isterim alınmazsanız.

-Cık. Estağfurullah.

– Bu salonda kaç anne var?

– Herhalde 100 – 150 vardır.

– Peki baba?

– 1,2,3,4,5,6.

– Derginin tirajı

Özet olarak bazı babalar var, çocuklarının hayatına daha fazla dahil olmak istiyor ve buna hazırlar, hakları da var. Çocuklarını nasıl eğlendireceklerini, nasıl giydireceklerini, sınıflarının numaralarını biliyorlar… Geçen hafta eşiyle boşanma aşamasında olan ve çocuğunun bundan en az etkilenmesi için neler yapabileceğini soran, ilgili bir baba gördüm. Diğer yandan  pek çok anneler var, çocuklarıyla tek başlarına ilgilenmek istemiyorlar.

Üçgenin diğer ayağıysa çocuklar… Bütüne genellenemeyecek küçük bir araştırma yaptım.

Yaşları 6- 8 arasında değişen 10 çocuğa sordum.

“Şimdi 1 saat annen ya da babanla ikisinden biriyle, vakit geçireceksin. Hangisini tercih edersin? “

8 cevap baba, 2 cevap anne.

Buradan çıkarılacak sonuç; yine espriyle.

Anneler,  çocuklarını yediriyor,içiriyor, gezdiriyor, giydiriyor… Eğlendiremiyor !J

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın