İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ahu Tükel İle Röportaj

Her hafta olduğu gibi sizlere bir anneyi getiriyoruz karşınıza.Bugünde farklı bir anne ve bilinçli bir anne geliyor karşınıza.İki prensese sahip olan Ahu hanım hamileliği boyunca neler yaşadığını bizler için en içten şekilde anlattı.Tüp bebek yöntemi ile anne olmaya hazır olan kadınlarımıza da örnek olacak bir anne…

“Bugünün mutlu çocuğu da yarının mutlu yetişkini demek…”

Bugünün mutlu çocuklarının yetişebilmesi için insanların mutlu bir dünyada yetişmesi ve bunun üzerinden de mutlu çocukların yetişeceğini vurgulayan Ebeveyn Koçu Ahu Tükel ,bu hafta bizlerle .Bu güzel söyleşimizi sizlerle paylaşmak bizi çok mutlu ediyor.Ahu hanıma çok teşekkür ediyoruz ve 20/02/2013 te Çocuğunuzun Duygu Koçu Olun seminerini kaçırmayın bilgiler için tık tık lütfen.

Ahu hanıma çok teşekkür ediyoruz ve bu güzel söyleşimizi sizlerle paylaşıyoruz ,keyifli okumalar.

Merhaba Ahu hanım kısaca kedinizden bahsedebilir misiniz?

Merhabalar. 35 yaşındayım. 13 yıllık mutlu bir evliliğim ve 7,5 yaşında Erin ve Maya adında ikiz kızlarım var. Eşimin işi vesilesiyle 8 senemizi Dubai, Ürdün ve Mısır’da geçirdik. Kızlar 2005’de biz Dubai’de yaşarken doğdular. 2011 sonunda da Türkiye’ye döndük. Her zaman tekrar Türkiye’den ayrılma ihtimalimiz olabilir ama şu anda burada olmak harika.

Ben uzun yıllar profesyonel şirket ortamında Pazar ve Tüketici Araştırmaları bölümlerinde çalıştım. Ürdün’e taşınmamızla beraber şirket ortamını bırakıp bana daha çok kişisel tatmin verecek ve aile hayatına daha uygun farklı bir kariyer yolu seçmeye karar verdim. Böylece 2008 yılında profesyonel koçluk maceram başladı. “Coach U” ile temel koçluk eğitimimin ardından önceleri Yaşam Koçu olarak çalışırken daha sonra Ebeveyn Koçu olarak uzmanlaşmaya karar verdim ve Seattle Pacific Universitesi akredite Parent Coaching Institute ile 1 yıllık eğitimle beraber ebeveynler, özellikle anneler ile olan çalışmalarım yoğunlaştı.

2,5 ay önce www.KocAhu.com bloğumu açtım. Her hafta yazılar yazıyorum ve annelerle paylaşımlarım oluyor. Blog ofisim gibi oldu desem yeridir. İşimi çok çok seviyorum. İş gibi gelmiyor. Annelik hayatım dışında bana çok büyük tatmin veriyor.

Bunun dışında kişisel gelişim, çocuk gelişimi, ebeveynlik, beyin, psikoloji ile ilgili okumayı çok seviyorum. Kütüphanemde bu konularda 1000’den fazla kitap var. Eşim bana çıldırmışım gözüyle baksa da bazen, artık alıştı sanırım.

Tüp bebek yöntemi ile kızlarınıza sahip oldunuz,hikayenizi bizler için anlatabilir misiniz?Neler yaşadınız?

3 yıllık evlilikten sonra çocuk sahibi olmaya karar verdik. 6 ay doğal yöntemlerle deneyip sonuç alamayınca sadece tedbir amaçlı olarak doktora gittik ve hayatımızın şokuyla karşılaştık. Hem bende ki, hem de eşimde ki bazı problemlerden ötürü doktor doğal yollarla çocuk sahibi olmamızın milyonda bir ihtimal olduğunu söyledi. Kontrol esnasında bende endometriosis olduğu tespit edildi ve hamile kalma şansımı azalttığı için laparoskopik müdahale yapıldı. Ardından tüp bebek tedavisi başladı. İlk deneme başarısızdı. İkinci denemede hamile kaldım ama hemen düşük yaptım. Üçüncü deneme de başarısız olunca, bir süre dinlenmeye karar verdik. 9 aylık aranın ardından dördüncü denemede ikiz kızlarıma hamile kaldım.

Tabii hiç kolay bir süreç değildi ama bizim için çok stres yarattığını söyleyemeyeceğim. Eşimle beraber bu konuyu hayatımızın odak noktası yapmadık, normal hayatımıza devam ettik ve ilişkimize fokus olduk.

Bir de ben hiçbir zaman anne olamayacağım diye düşünmedim. Hep evlat edinme fikri aklımın bir köşesindeydi zaten. Anneliğin kan değil, kalp bağıyla ilgili olduğuna inanıyorum ben.

Eşinize hamile olduğunuzun haberini nasıl verdiniz?Neler hissettiniz?

Dördüncü tüp bebek tedavisini İstanbul’da yaptık ama o esnada Dubai’de yaşadığımız için sonucu beklemeden Dubai’ye döndük. Dubai’de kan testi günü sabah hastaneye gidip kan verdikten sonra beklerken zaman öldürmek için bir süpermarkete gittik. Hiç unutmam turşular ve doğranmış domates kutularının önündeydim, telefonum çaldığında ve hastaneden “hamilesiniz” haberini aldığımda. Bu kadar uğraştan sonra gerçek olduğuna inanamamıştım.

Eşimi ampul reyonunda buldum ve güzel haberi verdim. O kadar sakindi ki inanamamıştım. Belki de tedbirli davranmak istiyordu bilmiyorum. Ama çocuk sahibi olmayı çok istediğini ve çok mutlu olduğunu biliyordum. Hele ilerleyen aylarda ikisinin de kız olduğunu öğrenince havalara uçtu.

İkiz çocuğuna sahip olmak anneler için çok önemli ve bir okadarda yorucudur.Siz kızlarınızda nasıl bir dönem geçirdiniz?

Evet ben annelik macerama sadece ikiz annesi olarak değil, prematüre ikiz annesi olarak başladım. Kızlar 30. haftada 1 kilonun biraz üzerinde doğdular. Çok küçük olmalarının dışında çok şükür önemli bir sağlık problemi yaşamadılar ama 5 hafta yoğun bakımda geçti. Ben de lohusalığımı onlardan çoğu zaman ayrı, hergün hastaneye gidip gelerek ve 3 saatte bir süt sağarak geçirdim. Duygusal olarak kolay bir başlangıç değildi ama hep müteşekkir oldum önemli bir sağlık problemleri olmadığı için. Hastanede 3 saatte bir besleniyor olmaları eve çıktıktan sonra bir düzen kurmamızı çok kolaylaştırdı.

Hamilelik döneminde beslenme, uyku ve rutin konusunda çok okuyup araştırmıştım, hazırlıklı olmak çok işime yaradı. Hemen başından itibaren Gina Ford’un rutinlerini uygulayarak beslenme ve uyku konusunda çok güzel işleyen bir sistem oturttum. Erin ve Maya bu sistemde çok huzurluydular, hep tıkır tıkır işleyen yemek ve uyku saatleri oldu, biz pek uykusuzluk, ağlama ve kolik bilmedik. Bu rutin hem kızların sağlıklı gelişimi, hem benim kendime zaman ayırabilmem, hem de eşimle olan ilişkimi sıcak tutabilmem adına bizim hayatımızı kurtardı.

İkizlerle hayatımızı kolaylaştıran bir başka şey de küçük yaşlardan itibaren onlara mümkün olduğunca çok kendi işlerini yapmayı öğretmek oldu. Kendi kendilerine yemek yemek, giyinmek, oda toplamak, yatak yapmak, ayakkabı bağlamak, banyo yapmak, ödev yapmak…bunlar hem bizim hayatımızı kolaylaştırdı, onlara da özgüven verdi.

Bir diğer avantajım da hep yatılı bir yardımcım oldu. Geçen seneye kadar hep yurt dışında yaşadığımız için benim pek aile desteğim olamadı, o yüzden yardımcım ile beraber hep onları eş zamanlı besledik ve uyuttuk. Iyi bir uyku ve beslenme düzeni, kendi işlerini yapmayı öğretmek ve yardımcımın ev işlerini üzerimden almasıyla beraber, ikiz olayında çok zorlanmadım açıkçası.

Ama eşimle başından beri hiç değişmeyen en çok zorlandığımız şey, ikisine de ayrı ayrı özel zaman ayırabilmek. Ailece hep beraber çok zaman geçiriyoruz ama ikizlerde özellikle ayrı ayrı başbaşa zaman geçirmek çok önemli. Bazen hala bunda zorlanıyoruz, kendimize hatırlatmamız gerekiyor.

Mutlu Anne+Mutlu Çocuk+Mutlu Dünya.Hepsi birbiriyle bağlantılı değil mi?Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Evet kesinlikle bağlantılı. Ebeveyn koçluğunda uzmanlaşmaya karar verdiğimde çıkış noktam bu oldu. Belki klişe gibi gelecek ama kendiyle mutlu olan anneler, çocuklarının gelişim ihtiyaçlarını daha iyi karşılıyor yani daha mutlu çocuklar yetiştiriyor. Bugünün mutlu çocuğu da yarının mutlu yetişkini demek.

Kendiyle mutlu olan yetişkinin başkalarına zarar vermek yerine, sevgi vereceğine inanıyorum. Bu şekilde toplumlar ve dünya genelinde daha huzurlu ve mutlu bir hayat olabilir. Tabii aynı şekilde bu durumdan babalar da sorumlu ama hepimiz biliyoruz ki temel sorumluluk anneler üzerinde.

Eşinizin kızlarla ilişkisi nasıl?Beraber olduğunuz birgün nasıl geçiyor?

Eşim konusunda gerçekten çok şanslıyım. Doğumlarından beri herşeyin içinde oldu ve inanılmaz ilgili bir baba. Süt de verdi, alt da değiştirdi. Sabahları okula o bırakır. Hatta bu yılbaşı günü, kızlarını alıp kuaföre götürdü, yılbaşı gecesi için saçlar yapıldı, ojeler sürüldü, onları bekledi orada. Bir kez daha aşık oldum ona o gün desem…

Eşimin kızlarla olan ilişkisinde en çok takdir ettiğim şey, evet onlarla çok ilgilenir, bol bol sevgi verir, ama yeri geldiğinde sınır çizmeyi ve hayır demeyi bilir. Böyle olunca da güzel bir denge kuruluyor.

Hepimizin beraber olduğu günler genelde haftasonları oluyor. Bazen evde keyif yaparak, bazen de dışarıda sosyalleşerek veya gezerek geçiyor.

Anne Koçu olarak neler yapıyorsunuz?

Aslında ben Yaşam ve Ebeveyn Koçu’yum. Ama annelerle daha yoğun çalıştığım için ve onlarla çalışmaktan ayrı biz haz aldığım için uzmanlık alanımı Anne Koçluğu olarak netleştirdim.

Annelerle sadece çocuklarıyla ilgili değil, bir insan, eş ve kadın olarak da kişisel gelişimleri üzerinde çalışıyoruz. Özgüven geliştirmekten tutun da, kilo vermek, kariyer gelişimleri, eşleriyle olan iletişimleri, kendine zaman ayırabilmek, daha sakin bağırmayan bir anne olmak, bebeğin uyku problemleri, çocukla daha kolay ve uyumlu bir ilişki yaratmaya kadar çok çeşitli konular olabiliyor gündemimizde.

Ayrıca anne adaylarıyla da doğum sonrasındaki ilk ayların keyifli ve rahat geçmesi için hamilelik döneminde çalışmalar yapıyoruz.

Yüzyüze, telefon veya skype ile özel seanslar yaptığımız gibi, Şubat ayı itibariyle seminerlere de başlıyorum. İlk seminerlerim Duygu Koçluğu ve Beyin Uyumlu Ebeveynlik üzerine olacak. Bunun dışında yakında e-kitap projelerim de var.

Tabii bir de “Koç Ahu” bloğumdaki yazılarım annelerle aramdaki en sıcak bağ.

Annenizle kendinizi anne olarak kıyasladığınız zaman farklılıklarınızın olduğunu görüyor musunuz?

Mutlaka. İki çok farklı jenerasyondan bahsediyoruz. O zaman onların ellerinin altından bu kadar kitap veya internet yokmuş, onlar da kendi annelerinden gördüklerini uygularlarmış. Benim çok sorgulayan, meraklı bir yapım var. Mesela daha hamileyken, kızlarımı ayakta sallayarak saatlerce uğraşarak uyutmak istemediğimi biliyordum. Etrafımda gördüğüm birçok perişanlığı yaşamak istemiyordum. İnternete ve bir çok kitaba danışarak çok şey hallettim. Hala da öyle. Annemin böyle bir şansı yoktu. Onlar için ebeveynlik daha zordu belkide.

Annelere, anne adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Anne adaylarına kesinlikle doğum sonrasına iyi hazırlanmalarını öneririm. Tabii ki yüzde yüz hazırlanmak mümkün değil, ama ne kadar hazırlıklı olunursa ilk aylarda o ölçüde büyük fark yaratıyor. Hamilelik döneminde temel bebek bakımı, besleme, uyku ve rutinler konusunda mümkün olduğunca çok okuyun ve kendinize uygun bir bakış açısı geliştirin. İyi bir destek sistemi planlayın. Dinlenmek, kendinize ve eşinizle olan ilişkinize zaman ayırabilmek için bu çok kritik. Eğer aile desteği alamıyorsanız, bütçenizi maddi şeylerden çok bir yardımcı desteği için kullanın derim ben.

Annelere tavsiyelerim çocuklarının ihtiyaçları kadar, kendi ihtiyaçlarına da öncelik vermek ki daha sakin, sabırlı ve enerjik bir anne olabilsinler. Bunun dışında çocuklara kendi ayakları üzerinde durma şansı vermek, onlara sorumluluk vermek çocuğun gelişiminde ve davranışlarında çok pozitif etki yaratıyor. Bırakalım yemeklerini kendileri yesinler, kendileri giyinsinler, yataklarını toplasınlar, yani birtakım şeyler becerebilen bir birey olduklarını hissetsinler.

Bunun dışında çocuğu can kulağıyla dinlemek, empati, yani dünyaya onun gözünden bakabilmek, bir kriz anında onu yargılamak yerine “acaba şu an aklından neler geçiyor, neler hissediyor” diye düşünüp önce onu anlamaya çalışmak, duygularını ifade etmesine müsade etmek ve beraber çözüm üretmeye çalışmak benim günlük hayatımda en faydasını gördüğüm yöntemlerden biri.

Beni bırakırsanız buraya sayfalarca yazarım ama son olarak çocukla her fırsatta “anlık bağlar” kurmak derim. Yani uyku, yemek, terbiye, okul vs sorumlulukları içinde gün içinde birbirimizin keyfini çıkartmaya pek fırsat kalmıyor. Anlık fırsatları yakalamak konusunda çaba sarfetmek çok büyük fark yaratıyor. Mesela bir anlık sıcacık bir göz teması, 5 saniyelik sımsıkı bir kucaklama, 2 dakikalık kısa bir oyun, 3 dakikalık kısa bir dans, çocuğu takdir eden bir cümle….. Sorumluluklarımızın arasına küçük küçük bunları serpiştirirsek hem biz annelikten daha çok keyif alıyoruz hem de çocuklar taleplerimize karşı daha işbirlikçi oluyorlar.

 

7 Yorum

  1. Falname 16 Ocak 2013

    Çok çok çok güzel bir röportaj olmuş. Çok yakından takip ederim Ahu`yu, yazılarını da çok severek okuyorum. Hep de merak ederdim bu hikâyesini. Çok iyi olmuş bence 😉

Bir cevap yazın