İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Aylin Anne İle Röportaj

www.aylinanne.com bizlerle bu hafta.Aylin anne hem Ata’nın annesi hemde zihinsel engelli çocukların öğretmeni,annesi.Sınır Tanımayan Ebeveynler Topluluğunu kuran gönüllü anneler ile birlikte çok güzel işler yapan ve elinden geleni yapmaya da devam eden bir kadın,bir anne.

Çiçeklere ve oğluna aşık olan bir anne geliyor bu hafta aslında,bloguna baktığınız zamanda ne kadar çok sevdiğini göreceksiniz.Evet Aylin hanım bu hafta bizlerle ,twitter üzerinden devamlı takip ettiğim ve blogunuda severek izlediğim bir anne ile röportaj yapmak benim için çok önemli.Her anne keşke elinden geleni yapsa çocukları için,aslında sadece kendi çocuklarımız için değil Aylin anne gibi engelli çocuklarımız içinde birşeyler yapabiliriz,sadece içimizde istek ve arzu olsun,gerisi zaten gelir.Anne Gücü ile biz bunların üstesinden geliriz diyoruz ve bu güzel röportajımızı sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.Keyifli okumalar herkese.

Merhaba Aylin hanım kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

3 yaşındaki Ata’ nın annesi, zihinsel engelliler sınıf öğretmeni, blogger, yazar, çiçek sevdalısı, dekorasyon meraklısı, müzik aşığı, fotoğraf tutkunu.

İlk blog yazmaya 07.07.2007 yılında başladınız ve Ata,minik prensiniz 09.09.2009 yılında doğdu,Sayılar sizin için önemli midir?Yoksa bunlar bir rastlantı mıdır?

Sayılara ve rakamlara bu derece önem vermem aslında. Bunlar çok büyük tesadüfler. İnanın ne doğum ne de blog yazma fikri rakamlara inanarak gerçekleşmedi.

Anne olacağınızı öğrendiğiniz an neler hissettiniz?

İlk anı hiç sormayın 🙂 Sevinç ve karmaşa bir aradaydı. Öyle bir zamandı ki… Bir kadın hamile kalmak için kendisini çok büyük bir güvende ve huzurda hissetmek ister. Bunun için genelde planlı hamileliği dener. Benim ise bırakın planı, hamileliği detaylıca düşünecek halim yokken iki çizgiyi gördüm, gebelik testinde. Yeni evliydim, bir kaç ay olmuştu. Şok! Şok! Şok! Önce sanki içim çekildi, çok acayip bir karmaşa hissettim haliyle. Sonra mutluluk gözyaşları döküldü patır patır. Çok büyük bir mucizeyle iç içeydim. Deliler gibi şükretmeye başladım 🙂

Hamileliğiniz nasıl geçti?

Hamileliğim çok iyi geçti. Çok şükür. İlk aylarda biraz bulantım olduysa da çok rahat bir hamilelikti. İştahım öyle bir açılmıştı ki; masada ne varsa hepsini yiyordum desem abartmamış olurum. Bu durdurulamayan iştah bana +29 kilo ve deride çatlaklar olarak geri döndü. Tabi +29 kg bir anne adayı olarak bebeğiniz kaç kg doğdu derseniz söyleyeyim; 3480 gr :))

Bol bol klasik müzik dinlemiştim. Çocukluğumdan beri çok severim. Bach hayranıyım. Ancak Barok müzik yerine daha neşeli ezgiler seçtim. Vivaldi, Mozartla geçti zaman. Yoga ve meditasyon cd’leri, kuş ve dalga sesleri dinledim. Şarkılar söyledim, bol bol karnımı okşadım.

Şimdi Ata 3 yaşında hatta 3.5 yaşına doğru ilerliyor. Klasik müziği ilgiyle dinliyor. Bir de klasik rock seviyor. Kulağının ve sesinin müziğe çok yatkın olduğunu söyleyebilirim. Bir de uyku öncesi “sırtımı sever misin anne” diyerek onu okşamamı istiyor. Ee, ne de olsa anne karnından alışkın.

Çalışan anne olarak annelerimize ve anne adaylarımıza ne yapmalarını tavsiye edersiniz?

Çalışmak, bence, ağır depresyonları engelliyor. Emzirme döneminde çok fazla nedenden dolayı anneler problem yaşasa dahi, kendileri için iyi bir şey yaptıklarını düşünmelerini tavsiye ederim.

Ancak annelik ateşten gömlek demek. Çalışan anne kendisi için iyi bir şey yaptığını, hatta çocuğu için birşeyler yaptığını düşünse de, bir yani “niçin çocuğumu evde bırakıp buraya geliyorum” diyecektir. İşte bu soru annelikten gelen iç güdüsrl davranışlarımızı ofiste veya çalışma ortamında sergileyememekten ileri geliyor. Süt üreten bir bedenin aklı uçup bebeğine konar mutlaka. Akıl ise cevaben, “bak, bedenin bebeğine iyi imkanlar sağlamak için ve kendini gerçekleştirmek için burda” diyebilir. Bu ikilemi diyaloğa çevirmek mümkün. Tavsiye olarak bebeğinizi kucağınıza alıp emzirirken kendinizi meditasyon yaparmışçasına gevşemeye bırakın. Zihninizi serbest bırakın. Emzirme çok büyük bir terapidir. Bu anlarda aslında anne ve bebek ilahi yönden beslenir.

Eğer emzirme yoksa, sarılmalar, okşamalar, sevgi sözcükleri söyleme ve birlikte uykuya dalma anne ve bebeğe çok iyi gelecektir diye düşünüyorum.

Doğumdan sonra annelere verilen 112 günlük izin için neler söylemek istersiniz?Yeterli buluyor musunuz?

Kesinlikle yeterli değil. Anneye 2 yıl ücretli izin verilmeli. Bebeğini kendisi büyütmek isteyen annelere bu imkan tanınmalı. Çünkü yukarıda saydığım ikilemlerle başa çıkmak hiç kolay değil. Açıkçası bu ikilemi aşmak benim için de güç olacaktı. Doğum sonrası 1 yıl ücretsiz izin alıp bebeğimi güvenle, huzurla ve bol bol emzirerek büyüttüm. Keşke 14 ay değil de 24 ay olsaydı. Kendimi daha iyi hissederdim belki. Sıkılmaz mıydım? Hayır. Hobilerimle veya başka meşgalelerle kendimi oyalardım. Eminim.

Özetle; 112 gün çok az. Devlet çalışan annenin sesine lütfen daha ciddiyetle kulak versin. Mutsuz anne = mutsuz çocuk = mutsuz toplum demek çünkü.

Blog tutmaya nasıl karar verdiniz?Çiçekleri çok sevmeniz blogunuza da yansımış,gerçekten çok güzel olmuş,ellerinize sağlık.

Çok teşekkür ederim. Blogumu beğenmenize çok sevindim. Emzirme deneyimlerimi paylaşmak için blogu açmıştım. Ata 9 aylıktı. Bu süreçte uyku, beslenme, psikolojik gelişimle ilgili bilgi ve deneyimlerimi de paylaşmaya başladım. Sonra bu günlere geldik işte…

10 yıldır zihinsel engelli, özel eğitim gereksinimi olan ve öğrenme güçlüğü çeken bireylerle çalışmaktasınız,bunun yararları yada zararları bulunuyor mu?

Zihinsel engelli çocuklara sahip olan annelere ne tavsiye edersiniz ?Mesleğimle birlikte minik adımlarla yürümenin koşmaktan daha zor olduğunu, ama insana sabır, sevgi, azim ve mücadeleyi öğrettiğini öğrendim. Bizim çocukların hepsi kendi kriterlerince bir Einstain, Edison, Mozart, Atatürk, Yunus Emre… Hiç hafife almamak lazım. Hiç kimseyi, hem de hiç kimseyi…

Annelere herzaman destek oldum, oluyorum. Olacağım. Bir anne = bir devlet benim gözümde. Kimsesiz çocuklarla çalışmaya başladığım gün bunu anladım. Hiç kimse bir annenin kesip attığı tırnak kadar olamaz. Anneliği sadece doğurmakla eşdeğer tutmuyorum. Her doğuran kadın anne değildir bence. Çocuğu yüreğiyle büyüten her kimse o annedir.

İşte, özel gereksinimli çocukların anneleri bu işe yüreklerini koyuyor ve yürekleriyle sonuna kadar mücadele ediyorlar. Bu nedenle öğrenci velilerimle gurur duyuyorum. Hepsi aslan gibi, hepsi altın gibi…

Annenizle kendinizi kıyasladığınız zaman farklı yönlerinizi görüyor musunuz?

Tabi görüyorum 🙂 Annem de öğretmen. Fakat kuşak farkı hemen göze çarpıyor.    Annemin yemek, giyim, okul masrafları vb ön plandayken, benim için oğlumun psikodinamikleri, özgüveni, sosyal gelişimi ve yeteneklerini geliştirmeye imkan tanımak ön planda.

En son olarakta annelerimize-anne adaylarımıza nasıl bir tavsiyede bulunursunuz?

Okuyun, araştırın, kimseyle kıyaslama içerisinde olmayın. Mutlu olmaya bakın… Bir tane hayatımız var. Ve bu hayatı doya doya, sevgi ve coşkuyla yaşamalı, diyorum.

Bebeklerinizi bol bol kucaklayın, secin, öpün. Çok çabuk büyüyorlar, bir daha öptürmüyorlar sözü gerçekmiş 🙂

2 Yorum

  1. Baran 31 Aralık 2012

    Güzel bir söyleşi olmuş. Aylin hanımın doğum yapan hanımlara 2 sene ücretli izin verilmesi konusundaki görüşlerine katılıyorum.

Bir cevap yazın