İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ENGEL SİZSİNİZ!

Hayatta ne olacağı belli olmuyor.Kimimiz sağlam doğup hayata merhaba diyoruz daha sonra olmadık bir kazadan dolayı sakat kalabiliyoruz,yada kimilerimiz de doğuştan engelli oluyorlar.Engelli olmak isterler mi?Aileleri neler yaşıyorlar?Yardımcıları var mı? diye soranlar belki elle sayılacak kadar azdır.İnsanlar neden bazı zamanlarda düşüncesiz olabiliyorlar ki?Neden?

Bolu benim için en önemli illerden biri ve 2004 yılından beri arkadaşım dostum olan bir gazeteci var yıllar öncesinde engelli dostumuzun yaşadığı sorunları yazmıştı.Bende onun bu yazısını sizlerle paylaşmak istedim.Hayat herşeye rağmen devam ediyorsa eğer bizler duyarlı olalım,düşüncesiz davranmayalım.Herkes elinden geleni yapsa belki bir nebze onların seslerini duyurmuş oluruz.Bir elin nesi var iki elin sesi var diye boşuna söylememişler.

Engel; engel olmaktır…

Engel; engeli görmezden gelmektir.

“2000 yılından bu güne engellileri daha iyi anlayan ve bu durumu paylaşan biri olarak sizlere engelli bireylerin sorunlarından bahsetmek istiyorum. Ben sorunları dile getiriyorum, bugüne yetkilerini kullanıp çözüm olmayanların, bir kez daha bu durumu görmelerini dileyerek yaşanan olumsuzlukları birkaç başlık halinde sizlerle paylaşıyorum.

ULAŞIM SORUNLARI: Engellilerin topluma katılmalarının önündeki bir engelde ulaşım sorunu toplumu tasarlarken, bir toplum modeli ortaya koyarken engellilerin içinde yaşadıkları fiziksel çevre, sahip oldukları fiziksel işlev bozuklukları, yetersizlikleri göz önünde bulundurulmamdan tasarlanmaktadır. Yollar, kaldırımlar, kamu binaları, parklar, bahçeler okullar ve içinde yaşanılan konutlar, ulaşım araçları ve bunun gibi daha birçok fiziksel çevre unsuru, engellilerin topluma katılmasının önünde ciddi birer engeldir.

İŞ BULMA SORUNU: Her insanın yapabileceği bir iş vardır ve engelliler de fiziksel veya ruhsal işlevlerinde bozulma yada eksiklik olsa bile, onların bu niteliklerini dikkate alan uygun bir eğitim ve rehabilitasyondan geçirildikleri zaman çalışabilir ve üretime katılabilirler. Çalışmanın, kültürün önemli bir parçası sayıldığı toplumlarda, herkes gibi engelliler de çalışmaya ve üretmeye isteklidirler. Hatta bazı işleri sağlıklı insanlardan daha güzel yapabildikleri gözlenmiştir.

EĞİTİM SORUNU: Rehabilitasyon ve araç-gereç gereksiniminin yeterince karşılanamaması da engellilerin toplumla bütünleştirilmesinin önündeki en büyük engellerden birisidir. Bilindiği gibi rehabilitasyon çok genel olarak, yitirilen bir yeteneğin yeniden kazandırılması demektir. Oysa ülkemizde bu tür eğitim merkezlerinin sayısı çok azdır genelinde yüksek meblağlar hizmet vermektedir bu sebepten bu tür imkanlardan faydalanan engelli sayısı maalesef bir hayli düşüktür.

TOPLUMA KATILMA SORUNU: Toplumla bütünleşme konusunda bir başka güçlük de, engellinin aile ve özel yaşamıyla ilgili olarak ortaya çıkmaktadır. Fiziksel işlevlerindeki bozulma ya da bazı eksiklikler nedeniyle engellinin hareket yeteneği sınırlanınca, bu, onun özel yaşamına da bazı kısıtlamalar getirmektedir. Hatta sosyal hizmet kurumlarda sürekli bakım ve koruma altında olan engelliler için adeta özel yaşam yok denebilecek kadar azdır. Engelliye ait bir mekanın yokluğu ve çoğu etkinliğin yasaklanması gibi pek çok sınırlama özel yaşamı ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca engellilerin evlenmeleri ve aile kurmaları da diğer insanlara oranla daha güçtür; bu da onların toplumla bütünleşmelerini önemli ölçüde engellemektedir.

Gerek aile ortamında gerekse kurum yaşamında olsun, engelliler, özel bakım ve gereksinim kümesi oldukları için ya da başka zorlayıcı sebeplerle daha çok ihmal istismar kurbanı olmaktadırlar. Sokağa çıktıklarında adeta bir suçluymuş gibi yargılayan, yadırgayan ve acınası bakışlara maruz kalmaktadırlar.

TRAFİKTE YAŞANILAN SORUNLAR: Yaşamın malsef her alanında olduğu gibi engellierin trafikte yaşadığı sorunlar ise: *Bozuk yaya yolları, *Uygun geçiş genişliğini kapatacak biçimde yerleştirilmiş şehir mobilyaları(banklar, aydınlatma direkleri, posta ve çöp kutuları, telefon kulübeleri, dekorasyon gereksiz yerlere dekorasyon amaçlı yapılmış merdivenler gibi.), *Taşıtların yaya kaldırımına park etmelerini önleyebilmek adına yapılan koruyucu engeller, (mantarlar, zincirli demirler gibi), *Yaya yollarına gelişigüzel yerleştirilerek bu yolları kullanılamaz duruma getiren kaldırım işgalcileri, (satış büfeleri, bilet gişeleri, reklam panoları ve taksi durakları gibi), *Standarda uygun ölçü ve nitelikte yapılmayan rampalar. *Yanlış yere dikilen ağaçlar. *Taşıtlarda basamak bulunması, dar kapılar, *Okunamayacak kadar küçük harflerle yazılmış otobüs-dolmuş isimleri. *Toplu taşıma araçlarında koltukların uygun düzende yerleştirilmemesi. Bir başka güçlük de engelli istihdamını kolaylaştırmada kullanılan araçların yeterince geliştirilmemiş olması ve uygulanmamasıdır.

Engellilere karşı sağduyulu ve hoşgörülü olmalıyız, unutmamalıyız ki bu toplumda hepimiz eşit yaşam hakkına sahibiz.

Cehaletten kaynaklanan yadırgayıcı, acınası ve sanki çok ilginç bir şey görmüş gibi olan bakışlarımız onları rahatsız etmekten hatta bir kısmını toplumdan soyutlamaktadır. Engelli bir çocuğa sahip olmanın sanki bir suç, bir utanç olduğunu düşünen cahil aileler yüzünden sosyal yaşamdan çok uzak binlerce engelli insan var.

Ülkemizde birçok duyarlı vatandaş, bu insanları topluma kazandırabilmek için canını dişine takmışçasına uğraşırken size de yalnızca biraz hoşgörülü ve sağduyulu olmak düşüyor. Tabi daha fazlasını yapmak isterseniz engelliler için yapabileceğiniz birçok şey var. Gerçekten isteyip; “birazda ben ne yapabilirim” diye araştırırsanız onlar için birçok şey yapabileceğinizin farkına varacaksınız. Engellileri toplumdan soyutlayıcı hareketlerde bulunurken onlara özellikle iş alanında “yapamaz” “edemez” diye peşin hükümlerle yaklaşırken unutmamalıyız ki her sağlıklı insan bir engelli adayıdır. Şuan engelli olan her insanın böyle doğmadığını düşünürsek duyarlı davranmamıza ciddi bir katkısı olacaktır. Türkiye’de engelliler iki kere engelli, ikinci engeli koyanda, kaldıracak olanda toplumun kendisidir, yani sizlersiniz.

Sorunları paylaşan engelli vatandaşların normalden daha zahmetli ve zor yaşadıklarını unutup, kolaylaştırmak için çabalanmazken aksine farkında olarak yada olmayarak daha zor hale getirilmesi “ENGELLİLER TÜRKİYE’de İKİ KEZ ENGELLİ” deyimini ortaya çıkarıyor. Gerekenlerin yapılmasının çok zor olmadığını hepimiz biliyoruz…”

Yarından haberimiz yok, yarın sizde birilerinin yardımına ihtiyaç duyabilirsiniz .

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın