İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Aysel Özkan İle Röportaj

Resim yapmak ,düşündüklerini ,içinde yaşadıklarını boya ile birleştirmek…

Eline alırsın fırçayı darbeler ile birşeyler oluşturursun,ne ortaya çıkar bilinmez ama sen sana göre resim yaparsın.Hayatını değiştirirsin saatlerce orada kalırsın,saatin nasıl ilerlediğini anlamazsın. Hayat sen resim yaptığın sürece durmuştur.Hayattan zevk almak için birşeyler yapmak lazım,zamanınızı çok güzel değerlendirin.

Benim canım arkadaşım Banu Tozluyurt’un melek annesi Aysel Özkan…Bu hafta bizimle oldu ve sitemizi RENKLERİN DANSI 2 ile renklendirdi.03-11 Ekim de resim sevenler ile buluşacak olan Aysel Hanıma çok teşekkür ediyoruz,başarılarının devamını diliyoruz ve güzel sohbetimizi sizinle paylaşıyoruz.Keyifli okumalar…

 

Aysel Hanım okuyucularımıza kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Beş kız kardeşin üçüncüsüyüm. İstanbul Yedikule’de doğmuşum. Çok hareketli, mutlu, kalabalık bir ailenin çocuğuyum.1974 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden mezun oldum.  Özel ve devlet okullarında 32 sene coğrafya öğretmenliği yaptım. İki kız bir erkek annesi, bir kız bir erkek torunun da anneannesiyim. 39 yıllık evliyim. Resim yapmak ve ud çalmak en büyük hobilerim.

 Anne olduğunuzu öğrendiğiniz an neler hissettiniz?

İlk kızım Banu’ya hamileyken üniversite üçüncü sınıftaydım. Amfideki sıraya sığamadığım için finallere girememiştim yani biraz komik durumlar yaşadım. Kızımı kucağıma alır almaz çok büyük panik yaşadım doğrusu. Henüz üniversite üçüncü sınıftaydım ve çalışma hayatının içindeydim. Allahım ben bu çocuğa nasıl bakarım bu kadar yoğunlukta dedim. Ama sonra onunla yaşamaya başladıkça bu panik duygusu yerini karşılıksız ve tarifsiz bir sevgiye bıraktı. Öyle ki 6 yıl ve on iki yıl sonra ikinci ve üçüncü çocuğuma sahip oldum.

 

 

 

 

 

 

Çalışan anne olarak nasıl zorluklar çektiniz?

Çok ama çok zorlandım. Çocuklarımı ateşli bir şekilde evde bırakıp derse gittiğim zamanlar çok olmuştur. Bizim zamanımızda bakıcı ablalar teyzeler de bu kadar eğitimli, bilinçli değildi. Mahallede kimi bulursak yalvar yakar onlara bırakırdık çocuklarımızı, mecburduk. Çok kötü deneyimler yaşadım. Son çocuğumda biraz daha şanslıydım, büyük kızım ile arasında on iki yıl fark olduğu için onunla beraber büyüttük diyebilirim.

“Öğretmen Kutsaldır Ana Gibi” Ali Rıza Binboğa’nın söylemiş olduğu bu şarkı çok güzel ,öğretmenliğin ne olduğunu belkide çok iyi anlatıyor,siz ne düşünüyorsunuz?Öğretmenlik size göre nedir?

Güzel bir soru 🙂 Öğretmenlik bir sevgi yumağının sizi sardıkça sarmasıdır. Her sabah o pırıl pırıl yüzlerle karşılaşmanın hazzını sanırım başka hiçbir meslekte yaşayamazdım ben. Yalnız bu meslekte başarılı olmak, her sabah mutlu gidebilmek için çocukları çok sevmeniz şart. Hoşgörülü, empatik, iyi bir dinleyici olmanız şart. Benim bir de çok büyük bir şansım oldu, kendi kızımı da bir yıl okuttum. Kendi çocuğunuz ile diğer çocuklar arasında dengeyi korumak çok zordu ama bana o bir yıl çok şey kattı. Tabii zaman zaman kızıma haksızlık da ettim doğrusu, sırf onu kayırıyorum sanmasınlar diye.

Coğrafya dersi en önemli dersler arasında olmasına rağmen ilgi düşük gibi,siz öğrencilerinize bu dersi nasıl sevdirdiniz?Öğretmenlerimize tavsiyeleriniz nelerdir?

Ben öğrencilerime coğrafyayı müzikle, baleyle sevdirdim. Alçak basınç, yüksek basıncı bir balerinin yaptığı hareketlerle anlattım. Doğa hareketlerine müzik kattım, problemleri  bilmeceyle anlattım ve öğrencilerimi mutlaka başarıları karşısında ödüllendirdim. Yeni nesil meslektaşlarıma önerim, ezber değil de gerçek hayattan örneklerle renklendirsinler derslerini. Onlar bize göre çok şanslılar ellerinde bunu yapacakları çok fazla materyal var. Bir de çocuklar yaşayarak, bizzat deneyimleyerek öğrendiklerini  kolay kolay unutmuyorlar.

 Resim hayatınıza nasıl girdi?Resim atölyenizde ders veriyor musunuz?

Resim aslında çok yıllar önce küçük kızımın okul  resimlerini yapmakla girdi. Kendisi profesyonel sporcuydu ve ödevlerinde ona yardım ederken resimlerini yapıyordum zaman zaman. Sonra o resimleri gidip okul sergisinde izliyordum ne yalan söyleyim. Yıllar sonra iş hayatını bıraktığım zamanlarda hobi olarak başladığım resim sanatını son on yıldır profesyonel olarak devam ettiriyorum. Resim atölyem vardı geçen yıla kadar ders de veriyordum özellikle çocuklara ama küçük gelmeye başladı ve bıraktım atölyeyi. Şu anda ressam Murat Erkal’ın atölyesinde devam ediyorum çalışmalarıma. Bu arada güzel sanatların her dalında az da olsa çalışmalarıma devam ediyorum. Cam boyama,  seramik, el nakışı içlerinde en zevk aldıklarım.

 Anneannesiniz allah herkese bu günleri görmeyi nasip eder inşallah,anneanne olmak nasıl bir duygu?

Anneanne olunca sanki bir yaşlanmışlık hissi anlaşılıyor. Bu doğru değil. Benim 8 yaşında ve 2 yaşında iki torunum var. Onlarla yeni oyunlar keşfetmek, onların teknoloji kullanımlarından faydalanmak,biz çocuk yetiştirirken olmayan bir sürü aktiviteyi onlarla öğrenmek sizi her gün daha da gençleştiriyor. Şanslıyım kızlarım ve torunlarım bana çok yakın oturuyorlar, tabii bu da genç kalmam için bir avantaj 🙂

Annenizle aranızdaki farklılıklar nelerdir?Kızınız anne olduktan sonrada bu farklılıklar değişti mi?

Annem tabii eskinin imkanları, yaşam şartları, İstanbul’a alışma zorlukları ile beş kız çocuğu yetiştirmiş yaş farkları çok az olan. Bu da doğal olarak onu çok yormuş, bunu bize hissettirmemeye çalışsa da. Benim annem biraz otoriterdi, ben kendi annemden daha sevecenim. Otoriteyle büyütmedim hiç çocuklarımı.  O da yeniliklere çok açıktı, ben de. Hoşgörülüyüm, bunu da bana 32 yıl çalıştığım öğretmenlik hayatım sağladı.

 

Anneanne olarak kızınıza yada etrafınızda bulunan anne-anne adaylarımıza devamlı söylediğiniz sözler var mı?Neleri tavsiye edersiniz?

Şimdiki anneler çocuklarını yetiştirirken hep “biz çocuğumla arkadaş gibiyiz” diyorlar. Bu bana göre yanlış değil ama eksik. Siz onların annesisiniz, çocuk bilmeli arkadaşla anne arasındaki farkı. Anne yeri geldiğinde onun yerine doğru kararı onun iyiliği için verebilmeli. Arkadaşın yeri ayrı annenin ayrı. Böyle olunca bu kez çocuk arkadaşı mı annesi mi karıştırıyor. Bunu öğrencilerimde çok yaşadım. Aslında çocuğun arkadaşa değil anneye ihtiyacı olduğu durumları çok deneyimledim.

Bir de  çocukların önlerine çağımızın getirdiği tüm olanakları sermesinler. Mutlaka çocukların özlediği birşey olsun  ve onu elde edebilmek için gayret sarf etsinler ki, kıymetini bilsinler.

 

 www.ayselozkan.com

 

2 Yorum

  1. bahar inam 3 Ekim 2012

    Öğretmenimmmmmmmmmmmm sizi seviyoruz..Harika duygular ile okudum yazınızı…Ne güzel ,ne mutlu bize ki sizinle aynı havayı soluyabiliyoruz..Bir kadın olarak bir kadının hayatınla ilgili dürüst anlatımları çok etkiledi beni…ve de başarılı geçmişine kattığı başarılı geleceği….

Bir cevap yazın