İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yeşim MUTLU ile Röportaj

Merhaba Yeşim Hanım, kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Merhaba, ben Yeşim Mutlu 41 yaşında, 3 kız annesi, son 6 yıldır fotoğrafçı, daha öncesinde kendini iletişimci ve pazarlamacı sanan bir kadınım J Uzun yıllardır da yazmaktan keyif aldığım bir bloğum var. Aslen Çanakkaleliyim. Ama 89 yılından bu yana İstanbul’da yaşıyorum.

Hayatı çok seviyorum. Kendimle derdim var. Yıllar sonra yaşlandığımda kızlarıma annelerinin örnek olmasını istiyorum. Hayatı kaçırmamak adına da kızlara rağmen ha bire koşturuyorum. Bir sürü karma,  bir kişisel sergim var. Birçok bebeği, mutlu anları ve kişiyi fotoğraflamanın yanı sıra da devam eden bir sürü projenin içindeyim. Hayatı olduğu gibi yaşayan, hayatı olduğu gibi kabul eden bir kadınım.

Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz ilk o anda neler yaşadınız? Kiminle paylaştınız?

Melis’e (1 numara) hamile olduğumu ilk hissettiğimde yaşadığım korkuydu. Melis’den önce missed abortus yaşamıştım. Bu sebeple de Melis’in kalp atışlarını görünceye kadar hamile olduğuma pek inanamamıştım. Hamileliğimi de 3 ay kimseyle paylaşmadım L

35 yaşına girdiğim günlerde Maya Sunun  (2 numara)  dünyaya geleceğini öğrendim. “Yaş 35 yolun yarısı eder” dese de şair benim hayatımda yeni bir dönemim başlangıcıydı. Aslında hamile olduğumu gittiğimiz bir yemekte anlamıştım. Bir anda göğüslerim inanılmaz sızlamaya başlamış ve canım turşu istemişti. Eşime galiba “ben hamileyim”  dedim. O da “ nasıl yani daha âdetine çok var, çok erken vb” dedi. Bir de insanın eşi kadın-doğum doktoru olursa söylediğinin hiç hatırı olmuyor. Ama ben “ göreceksin sonuç pozitif çıkacak”  demiştim. Maya Su işte ilk o gün sinyal göndermişti bize. Sonrasında defalarca sinyalleri geldi.

Mira’nın (3 numara) hikâyesi ise komik. Çünkü tam bir rahatlık hali. Âdetim gecikti ama hiç önemsemedim. Çünkü Maya’nın doğumu sonrası hiç korunmadım ve bir an önce hamile kalayım istedim. Ama her ay beklediğim hamilelik hiç gelmedi. Ben de artık hamile kalamazsam aşılama denerim vb diyordum. Bu tedavi vb olursa kilo alırım diye düşünüyordum. Bu süreçte ideal kiloma kavuşmak için çabaladım ve kavuştum. İşte tam o sırada âdetim gecikti. Mutlu Dr’a âdetim gecikti ama hiç belirti yok dediğimde “bekle bakalım. Hamileysen haftaya kalp atışları olur gider ultrason ile bakarız “ demişti. Ben yine dayanamadım ve eczaneden gidip bir test aldım. Sonuç pozitif… Ve Mira geliyor… Büyük mutluluk heyecan hali tabii ki… Yine ilk Mutlu Dr öğrendi ve gülüştük. Çünkü Mira bize sürpriz yapmıştı hem de ne çok istediğimiz bir sürpriz.

Anne olacağınızı öğrendiğinizde 3 çocuğunuzda da aynı heyecanı mı yaşadınız?

Yaşamaz mıyım? Hem de hepsin de ne heyecan… Hepsinin kendi doğum hikâyesi ve muhteşem anıları var.

Hamileliğiniz boyunca neler yaşadınız? Eşinizin desteğini aldınız mı?

Her hamileliğim ayrı hikâye. Fakat üçünde de ortak olan şiddetli kusma (gebelik kusmaları), kansızlık, erken doğum tehdidi, kanama vb hikâyeler. Üç kızım da çok özel… Hepsi erken doğum. Melis 36.haftada makat gelişi, Maya Su 37+2 erken doğum tehdidi, Mira 37+2 ise çok çok farklı sebepler. Dünyaya yeniden gelsem yine aynı süreçleri yaşayacağımı söyleseler yine kızlarıma sahip olmak isterdim.

Hamilelik sürecinde eşim her zaman destekçimdi. Kendisi doktor olmasına rağmen doktor olarak yaklaşmadı bana. Ben ona doktor soruları sorsam da bana hep “doktorunu ara sor “ dedi. Ama şu var ki en zor anlarda çok destekledi. Korkunç bulantılarım, kusmalarım esnasında en büyük desteğimdi. Ki defalarca hastane de bu sebeple serum vb almak zorunda kaldım. Evde de sürekli tedavimi yapıyordu. Kendisine ne kadar teşekkür etsem az.

3 güzel kız evladına sahip olmak nasıl bir duygu?

Muhteşem ötesi. Üçü de o kadar özel ki. Melis 18 yaşında en yakın arkadaşım. Onun her fikrine saygı duyarım. Çok yaratıcı, farkındalığı yüksek bir kızdır. Maya Su evin huysuzu. Son günlerde isminin Mira olmasını isteyen ve bana Mira demelisiniz diyen bir renk. Mira ise şu günler de 2 yaş sendromuyla her şey benim diyen minnak. Allah herkese hayalinde istediği çocuklara sahip olmayı kısmet etsin.

İsimlerini koyarken nasıl karar verdiniz?

İsim koymak çok zor. Hele ben çok popüler isim olmasın, anlamı olsun, yıllar sonra büyüdüğünde ismini çok sevsin vb diye düşünürken zor oldu.

Melis’in isim bulma sürecinde bir sürü isim kitaptan isim listeledim. Duyduğum isimleri not aldım. Hatta doğum sonrası isimleri yazayım bebeğim kendi seçsin bile diye düşündüm. Ama bir gün bitkilerle ilgili bir kitap okuyordum. Ve Melis (oğul otu) çiçeğine rastladım. Bu çiçeğin sadece yılda bir kez mayıs ayında açtığını ve mayıs sonu haziran başı olduğunu okudum. Aradığım isim Melis olsun dedim. Melis’de tam o çiçeğin açtığına rastlanan gün 31 Mayıs’ta doğdu. 94 yılında ben pek Melis ismine rastlamıştım ama şimdi Melis çok bilinen bir isim.

Maya Su ise daha doğmadan belirlenmiş bir isimdi. Eşim ile bir kızımız olursa ismini Maya koyacağız diye plan yapmıştık. Maya Su ‘da beklenen doğum tarihinden önce gelince ve balık burcu olunca Maya isminin sonuna SU ekledim ve o da Maya Su oldu.

Mira için isim koyma hikâyem de ilginç. Eşimin babasının ismi Raim ve eşimin babası Mutlu Dr’un bebeklerini görmeyi çok istemiş ama Allah ona kısmet edemedi. Ben eşimin babasını tanıyamadım. Hamileyken  eşime “babanın isminden bir isim yarattım ki kullanılan bir isim “Mira” Ne dersin. Olur dedi. Ve Mira koyduk. Tabi bu süreçte Mira’nın anlamının bir sürü dilde ve dinde öğrenmiştim. Mira’nın da ismini çok seviyorum.

Aralarında kıskançlık oluyor mu?

Kızlar arasında kıskançlık 2 ve 3 numara arasında oluyor. Maya Su; Melis ve Mira’yı kıskanıyor. Mira; Maya Suyu kıskanıyor. Ev de sürekli bir parıltı gürültü haliyle..

Kız çocuklarının babaya düşkünlüğü herkesçe bilinir ve söylenir, kızlarınız da öyle mi?

Hem de nasıl? Akşamları kapıdan girdiği andan itibaren baba baba halindeler. Baba da bu durumdan şikâyetçi değil. Ama bazen heytt yeter çekilin başımdan diyor.

Fotoğrafçılık hayatınıza nasıl girdi?

Uzun yıllar sigorta, medya ve sağlık alanında çalıştım. İşim gereği objektifin hem önünde hem arkasında fazlasıyla bulundum. Profesyonel iş hayatımın son birkaç senesin de ise fotoğraf hayatımın ayrılmaz parçası oldu.  Hal böyle olunca elimden fotoğraf makinesi da düşmüyordu. Ki çektiklerimi beğenmiyor kimseyle paylaşamıyordum. 2004 yılında çok sevgili dostum Fotoğrafçı Mehmet Werner ne yaparsan yap fotoğraf çekmeye devam et istersen eline bozuk kamera al yine çek deyince dönüşü olmayan bir yol ayrımına geldiğimin farkına vardım. Tabi ki bu kararı almam da iş hayatımla birlikte yazı yazmam ve yazdığım denemelerin, hikâyelerin fotoğraflarını çekmeyi hayal etmemin de etkisi yok değil. İşte sonrasında hayal ettiğimin hayallerimin peşinden gitmeye karar verdim ve 2005 yılından itibaren aktif olarak fotoğraf çekmeye başladım.

Fotoğraf çekerken kurallarınız var mı?

Rahat bir fotoğrafçıyım. Her ortamda çekim yapabilirim.  Çekim öncesi; çekim hakkında plan yaptığım için stres yaşamam. Bu sebeple de kurallarım en baştan bellidir. Tahammül edemediğim bir an var. Hemen paylaşayım. Tam süper bir kare yakalarsınız o sırada bir el cep telefonu ile çekim yapmaya çalışır. İşte o anda bırakırım çekimi. Buyrun siz çekin ben bitince çekerim derim. J Çekim yaparken müzik dinlemek en büyük keyfim. Bir de beni fotoğraf çekerken çekmelerine bayılıyorum.

Çocuklarınızın yediklerine, içtiklerine dikkat eder misiniz?

Üç kızımında yediklerine, içtiklerine dikkat ettim ve etmeye devam ediyorum. Eşim bu konuda takıntılı olmamı söylüyor. Ama bebekliklerinden beri rutinleri var. Sağlıklı beslenmeyi ilke edindiğimiz için içim rahat. Bizim ailemiz de sağlıklı anne mutfağı var. Her ne kadar işim olursa olsun çocukların her gün ne yiyeceği bellidir. Menü günlüktür. Yemekleri ben pişiriyorum. Bazen de zeytinyağlı vb yetişemiyorum o zaman da sebzeli makarna vb yiyoruz. Fast food tüketimi hiç yoktur. Akdeniz mutfağını seven bir ailem var. Yine denizden babam çıksa diyebileceğimiz derece de deniz ürünleri severler.

Eşiniz özel günleri hatırlar ve sürprizler yapar mı?

Ay çok zor bu soru. Maalesef hatırlar ama sürpriz vb yapmaz. En büyük sürprizi sen git istediğin hediyeyi kendine al demesidir. Ben de kendime sürpriz yaparım hep. İstediğim zaman istediğim hediyeyi kendime alırım.

Annenizle kendinizi kıyasladığınız zaman arasında nasıl farklılıklar var?

Her ne kadar ben kendi annem gibi olmayacağım deseniz de annelik anneden geçiyor. Aramızdaki farklar benim çok rahat bir anne olmam. Annem çok titiz bir anneydi elimizden bir parça dahi düşse kıyamet kopardı. Bizim kızlar evin her yerinde istediğini yapıyor.

Annem komşu gezmelerine giderken bizi götürmezdi. Ben kızlarımla her yere giderim. Gibi çok basit farklılıklar.

En son olarak ta annelerimize ve anne adaylarımıza neleri tavsiye edersiniz?

Anne olduğum gün canım kızlarımı kucağıma aldığım ilk an annemin “ anne olunca anlarsın” ile ne demek istediğini anladım. Onların mutluluğu için var olan bir anne… Bu sebeple annelere önerim çocuklarının her anını doya doya yaşasınlar. Anne adayları da hamileliğin bir süreç olduğunu hiç unutmasınlar. Hayat yaşamak için harika…

Yeşim Hanım,sorularımızı en içten duygularınızla cevapladığınız için çok teşekkürler.Röportaj bölümümüzü sizinle açtığımız için çok şanslıyız ve bugün sizin önemli bir gününüz,Evlilik Yıl Dönümünüz Kutlu Olsun.Nice senelere inşallah eşiniz ve 3 meleğinizle.Sizi çok seviyoruz ,başarılarınızın devamını diliyoruz.

3 Yorum

  1. Filiz Erkan 24 Temmuz 2013

    Merhabalar, Yeşim Hanım’ı sosyal medyada tanıdım ve çok takdir ettiğim bir insan… çok içten ve samimi bir röportaj olmuş…ailesi ile çok güzel günler onların olsun sevgiyle:))))

Bir cevap yazın