Sezin Annenin Doğum Hikayesi

Bu hafta bizlerle PaylasanAnne blogunun sahibi Sezin hanım oluyor.Doğum hikayeleri her anne de farklı olduğu gibi özeldir de. Sezin hanım hamileliği dönemin de ve anne olduktan sonra neler yaşamış hadi hep birlikte okuyalım.

Sizler de doğum hikayelerinizi göndermek isterseniz

merhaba@1baba1anne.com

a maillerinizi bekliyoruz.

Sezin hanıma bizlerle olduğu ve doğum hikayesini paylaştığı için tekrar teşekkür ediyoruz.

Sezeryan Bahane Bebeğim Şahane!

Hamile olduğumu öğrendiğim andan itibaren uzun vadeli planlar yapmaya hemen başladım. Doğumumu tasarlamam bir iki saatimi bile almadı. Kesinlikle normal doğum yapacaktım! Bence bu en doğru doğum şekliydi! Boşuna narkoz almaya gerek yoktu. E benim kadar kontrol delisi bir insan bayılmayı kabul edemezdim zaten. Oğlumu ilk olarak ben görmeliydim!
Hayallerimde bir gece yarısı apansızın başlayan sancılar, hastaneye yetişme telaşı ve sevdiklerimiz henüz hastaneye bile gelemeden kucağıma verilen bir bebek vardı. Meğer bu planlarım sadece hayallerde kalacakmış…
Bu0 hamilelik süreci bana hayatta her şeyin planladığım gibi gidemeyeceğini 38. haftamda yeniden öğretmiş oldu.
Hamileliğimin 27. haftasından beri yatmamdan sebeptir ki 37. haftanın ortalarında içten içe artık Efe doğsun istiyordum. Sabrım o kadar tükenmişti ki normal doğum konusunda çok istekli olmama rağmen ‘acaba…?’ diye düşünmeye de başladım. Doktorumla bu sıkıntımı ve sezeryan olasılığımı paylaştığımda ”Sezeryan senin isteğinle yapabileceğim bir şey değil. Her şey yolunda olduğu sürece normal doğum yapacağız.” diyerek bir kere daha kendisine güvenmemi sağladı. Ancak durum kendisinin de kontrolü dışına çıktı. Kullandığım ilaçlar, hareketsizlik ve 27. haftadan beri gerçekleşen bir çok durum sebebiyle Efe doğum kanalına girme konusunda inatçıydı. Başı aşağıda bile değildi yan bir pozisyondaydı. Hareketsizliğim ağrılara sebep oluyordu. Bu sebeple çatı muayenesini bile çok zor geçirdim. Doktorum tüm bu sebepler bir araya gelince 38. haftamda ”Doğumu haftaya sezeryan ile gerçekleştirebiliriz.” dedi. Bir yandan artık önümde bir tarih vardı, sıkıntılar geride kalacaktı, bir diğer yandansa hamile olduğum süreç boyunca kendimi ameliyat ihtimaline hiç hazırlamamıştım. Bebeğime doğal yollardan kavuşmak istiyordum. Hele onu ilk görememe ihtimali beni kahrediyordu! Ona kavuştuğumda narkoz etkisi altında olmak istemiyordum! Hızlı bir araştırmaya başladım. ”Sezeryan” kararını duyduğum anda aklımda beliren epidural seçeneğini araştırdıkça daha çok benimsedim. Doktoruma kararımı açıkladıktan sonra ameliyathanedeki anestezi uzmanlarıyla görüşüp onların da yönlendirmesiyle kombine spinal epidural yaptırma kararı aldım.
20 Mayıs sabahı uyandığımda içimde tatlı bir heyecan ve onu takip eden hafif bir korku vardı. Ameliyat konusunu kafaya çok takmak istemiyordum ama yine de bu süreçte her şey o kadar isteğim dışında gerçekleşmişti ki ‘ya ameliyat iyi gitmezse…’ kaygısı da içimde bir yerlerde yoktu desem yalan söylemiş olurum. Sezeryan 13:00 da gerçekleşecekti.12 saatlik açlık ve susuzlukla sabah 09:00’da hastanedeydim. Odamıza yerleştik. Bir hemşire gelip bir dolu detay soru sordu. Daha sonra başka bir hemşire gelip koluma damar yolu açmak istedi, yerini kabul etmeyerek damar yolunu elimin üzerinden açtırdım (hastane deneyimi diye bir şey var:)) Soyunup dökünüp çirkin ameliyat kostümümü giydim. Varsa ojelerimi, makyajımı, tokamı, takımı-tukumu hatta lenslerimi bile çıkarmamı söylediler. Yeni fön çektirdiğim saçlarımı da bir bonenin içine sokuşturdular. Odamdaki yatağımla beni ameliyathane odasına sürüklerken canım arkadaşlarıma, aileme, sevdiklerime el salladım. Bir garip oldu içim. Murat’a bakıp gözlerinin dolu dolu olduğunu görünce daha fazla da uzatmadım.
Ameliyathaneye girdiğimizde önce bir bekleme alanına aldılar beni. Bir yarım saat kadar bekledim. Ameliyata girip çıkanlar, narkozdan ayılanlar… Burada heyecanımın artması gerekirdi aslında ama tam tersi bir etki yarattı bende. Çok uzun süredir ilk kez karnımdaki mucizemle başbaşaydım. Bir kaç dakika sonra o artık karnımda olmayacaktı bu sebeple aynı vücudu paylaştığımız son dakikalardı bunlar, keyfini çıkardım. ”Ameliyathane hazır” diye bir hastabakıcı ve hemşire geldi beni ameliyathaneye götürdüler. Artık heyecanım bayaa bayaa başlamıştı. Ameliyathane buz gibiydi. Her şey metalik bir renkte, teypte muhtemelen anestezi uzmanının koyduğu bir cd. Çalan müziği beğenmesem değiştirirdim ama beğendim sorun çıkarmadım çok şükür 🙂 Kocaman karnımla ameliyat masasına oturmamı söylediler. O sırada doktorum henüz gelmemişti. Ameliyat masasına oturdum. Sabit kalmam için önümde duran hastabakıcıdan destek almamı istediler. Bayaa bi samimi oldum adamcağızla 🙂 Öncelikle uyuşturucu bir iğne yapacaklarını sonra da epidural uygulamasını yapacaklarını bu sebeple kamburumu çıkararak öne doğru eğilmemi söylediler. Yapılan ilk uygulamada da ikinci uygulamada da canımın çok yandığını söyleyemeyeceğim. Ben ki Efe’nin ciğer gelişimi için ne iğneler yedim, oğluma kavuşmama azıcık bir şey kalmışken yapılan o epidural vız geldi. Merak edenler için acısı kan aldırmaktan daha fazla ama yakıcı bir antibiyotik iğnesinden daha az, ortada bir yerde 🙂 Daha sonra beni yatırdılar. ”Bir sıcaklık hissedeceksin.” dediler. Evet bir sıcaklık hissetmeye başladım. Ameliyathanenin soğuğunda çok da güzel geldi:); ancak tam bir hissizlik duygusu yaşamadım. Dokunmaları falan epey bir hissediyordum. Özellikle hissettiklerimi detaylandırarak anlattım anestezi uzmanına. ”Normal” dedi. ”Baskı şeklinde hissedeceksin ancak ağrı duymayacaksın.” Tam korkmaya mı başlasam? diye düşündüğüm bir noktada sevgili doğum fotoğrafçım Esra yanımdaydı. Kendisi doğumda bir fotoğrafçı olmanın ötesine geçti benim için. Arkadaşım, annem, eşim herşeyim oldu. Hem de bu insanların heyecansız olan versiyonundan 🙂 Uyuşma süreci bittikten sonra doktorum Mehtap Hanım geldi ve ”Sezin anne olmaya hazır mısın?” dedi. ”Uzun süredir.” diyebildim yarı heyecanla. Mehtap hanım önüme gerilen örtünün arkasında kaybolurken anormal bir mide bulantısı başladı bir anda baş dönmesiyle karışık. ”Midem çok kötü” diyebilmem bile bayaa zor oldu. Epiduralin yan etkisiymiş. ”İki dakika dayanabilirsen mide bulantısına hemen bir ilaç vereceğiz damardan.” dediler. ”Ben 17 hafta kustum iki dakika dayanabilirim.” diye ukalalığımı da yaptım 🙂 Gerçekten de bir kaç dakika içinde mide bulantım ve öğürtülerim son buldu. Şimdi ufak dokunuşlar hissetmeye (ağrı sancı kesinlikle değil sadece dokunuş) ve ufak ufak sallanmaya başladım. Esra’ya baktım ”Eve döndüğümüzde yemek yapacak malzeme var mı acaba patates falan aldık mı eve?” dedim (Esra ameliyata girmeden aklını ameliyat anından uzaklaştırmak istediğinde başka bir şeyler düşün ne biliyim evde buzdolabında ne var ne yok ona falan odaklan demişti hemen yerine getirdim önerisini:))
Esra heyecanlanmaya başladığımı anladığı için ”Henüz kesilecek bölgeyi temizliyorlar operasyon başlamadı.” diye bilgi verdi bana. Kandırılmışım! Esra bunları derken herkesin yüzünde ufak bir ışıma belirtisi gördüm. Efe Bey’in artık karnımda olmadığını da bu noktada anladım. Aceleciliğim sebebiyle ”Ağlamadı ama??? Neden ağlamıyor???” diyip duruyordum. Anestezi uzmanı ”kordon boynunun orada Mehtap hanım oradan kurtarıyor” diye şu an düşündüğümde bence vermemesi gereken bir bilgiyi paylaştı…
Ve o ağlama sesi…
Hayatımda duyduğum en güzel ses…
Bir havluya sardılar onu ve yüzü yüzüme bakacak şekilde getirdiler yanıma.
Koku…
Bebek kokusu değil sadece, Efe’nin kokusu…
Saçlar,o burun, o buruş buruş yüz… Sanki onu hep tanıyor gibiydim. Bir kere bile ”Neye benziyor?” diye bakmadım.Zaten biliyordum. Sanki aylardır şeffaftı karnım ve ben görüyordum onu. Ağzını burnunu tanıyordum.
”Hadi öpüşün koklaşın biraz.” dedi Esra.
”Hoşgeldin Annem…” dedim gözyaşlarıyla. ”Hoşgeldin…”
Öpüşme anlarımız bittikten sonra yine görebileceğim bir yere ilk kontrolü için aldılar. Doktorumuz Murat bey ciğerlerini dinliyor, ağzının içini kontrol ediyor evirip çeviriyordu ufaklığı. Belki otuz kez ”İyi mi sağlıklı mı?” diye sormuşumdur adama. Belki 30 kez de cevap verdi gerçekten hatırlamıyorum. ”Çok sağlıklı.” dediği kaçıncı seferde tatmin oldum neyseki. Hemşire kucağına aldı oğlumu. ”Artık götürüyoruz Efe’yi” dedi. Parmaklarımla parmaklarına dokundum hafifçe, ”Babana selam söyle olur mu?” diyebildim. Anestezi uzmanı ”Şimdi azıcık uyutacağız seni.” dedi. Kontrolcü yanım tekrar devreye girip ”bilincimi kaybetmek istemiyorum uyumayacağım.” dedim. Pek kaale almamış olacaklar ki beni bundan sonraki kısımda bekleme odasındaydım 🙂 Bir süre sonra yine hemşire ve hastabakıcı gelip ”Odaya çıkıyoruz.” dediler. Ameliyathanenin kapısından çıktığımızda Murat, babam ve annem beni bekliyorlardı. ”Ne kadar güzel gördünüz mü?” dedim. Sonraki yarım saat boyunca da gördüğüm herkese ”Ne kadar güzel gördünüz mü?” diye tekrarlayıp durdum.
Odama gittikten kısa bir süre sonra oğlumu getirdiler.
Yine gözyaşlarım..
Yine o aynı duygular…
Artık normal doğummuş, sezeryanmış, narkozmuş, epiduralmiş hiç birinin bir önemi yoktu. Yaşadığım bu duygunun yanında aslında dokuz ay boyunca kurguladığım düşündüğüm her şeyin ne kadar detay ve ne kadar anlamsız olduğunu gördüm. Artık yapılan doğumlara doğru doğum yanlış doğum olarak bakamıyorum. Benim için tek bir doğum yöntemi var artık: mutlu doğum. Ve bence bebeğinizi sağlıklı bir şekilde kucağınıza aldığınız her doğum hikayesi mutlu bir doğum hikayesidir.
Herkese mutlu bir doğum dilerim!

Tavsiyeler:

* Damar yolumu elimin üzerinden açmalarını istemem bilinçli bir istekti. Kolun iç kısmına açılan damar yolu hareketi çok kısıtlıyor. Doğum sonrası bebeğinizle haşır neşir olacak bol bol emzireceksiniz bu sebeple damar yolunuzun yeri oldukça önemli.
*Ne şekilde doğum yapacak olursanız olun hastaneden mutlaka bilgi talep edin! Doktorunuzla, anestezi uzmanınızla konuşun. Merakınız varsa ameliyathaneyi bile görmeyi isteyebilirsiniz.
*Doğum fotoğrafçınızı çok iyi seçin. Esra Nalbantoğlu benim tesadüf eseri seçtiğim bir isimdir. Kendisiyle çalışmış olmaktan bir kere bile pişman olmadım. Oğlumun doğum günü için bir araya geleceğimiz zamanı iple çekiyorum.
*Epidural ile doğum yaptıysanız baş ağrılarından korunmanızın tek yolu bol su içmek. Sıvı tüketme iznim çıktığı anda şişe şişe su içtim. Normalde ilaçların yan etkilerini inanılmaz yaşarım, baş ağrısından yırttığıma hala inanamıyorum.
*Sezeryan sonrası çabuk iyileşmek için olabildiğince çabuk yürümeye başlayın. Ben ağrılı bir hastaydım buna rağmen azmettim eşimin koluna girip minik adımlarla da olsa yürüdüm. İyileşme süreciniz sizin elinizde bunu sakın unutmayın!

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*