Banu Özkan TOZLUYURT İle Röportaj

Bu hafta ki konuğumuz Banu Özkan TOZLUYURT.

Bir kız çocuğu sahibi olan Banu hanım: Üç arkadaş olarak çıkaracakları kolektif kitap serisinin ilkinin eylül ayında çıkarılacağını İlk Defa bizimle paylaştı ve sevgili anne ve anne adayları içinde bir süprizi var.Röportajın altına ‘YORUM YAZAN’  ve facebook sayfamızı ‘http://www.facebook.com/ailemerkezi‘beğenen anne ve anne adayları arasından seçeceğimiz Şanslı Bir Annemize Banu hanımın kazanan şanslı annemizin adına imzaladığı ‘HAYAT ÇOCUKLA GÜZEL ‘kitabını HEDİYE EDECEĞİZ.Sonucu 01/09/2012 de çekilişle duyuracağız.Hadi Şanslı Anne sen olabilirsin ,hadi yorumunu yaz ve sayfamızı beğen.

Banu Hanıma çok teşekkür ediyoruz ve güzel söyleşimizi sizlerle paylaşıyoruz…

Merhaba Banu Hanım,kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

İktisat Fakültesinde okudum ama sayılarla aram hiç iyi olmadı. Konuşmayı, insanlarla iletişim kurmayı çok seviyordum, yönetim danışmanı ve eğitimci oldum. On altı yıldır çok değişik sektörlerden farklı firmalara eğitimler verip danışmanlık yapıyorum. Son üç yıldır da BT Danışmanlık adlı kendi şirketim var. Uzmanlık alanım iletişim becerileri, kişisel gelişim, yönetim becerileri ve liderlik, satış teknikleri. Dinlemeyi çok seviyordum, kişisel gelişim uzmanı  ve yaşam koçu oldum.  Firmamın ismi altında bireysel koçluk çalışmalarım devam ediyor. Ama en çok yazmayı seviyordum, önce 2005 yılında blogger oldum; seyahate, yemeğe, hobiye, çocuğa kısacası yaşama dair herşeyi yazıyorum.Sonra  ‘HAYAT ÇOCUKLA GÜZEL’ adlı kitabımı yazdım, kızımla beraber yaptığımız  aktiviteleri hikaye şeklinde anlatan. Sosyal medya meraklısı,çok okuyan çok yazan çok konuşan ama en çok da dinleyen bir anneyim. Ailem en kıymetlilerim.

Annelik çok farklı bir duygu ve anne olacağınızı öğrendiğiniz zaman neler hissettiniz?

Ben çok ama çok isteyerek anne oldum. Evliliğimizi doya doya yaşadıktan sonra bir çocuğumuz olmasına karar verdik ama öyle çok çabuk gelmedi kızımız. Ne zaman ki biraz zaman bırakalım bu çocuk işini dedik ve hamile olduğumu öğrendim. İşte öğrendiğim an, dünyada ne kadar insan varsa duyurmak istedim. Sevincimi paylaşmak için aramadığım kimse kalmadı.

Kızınız birtanecik Duru’nuz nasıl bir kız?Her kız gibi babasına düşkün mü?

Duru tek çocuk olmasına rağmen, çok sosyal, paylaşımcı, çevresinde sürekli birileriyle iletişimde olan bir çocuk. Yanlış anlaşılmasın” tek çocuk olmasına rağmen” ifadesinden kastım, tek olmanın getirdiği bir yalnızlık, herşeyi elinde tutma yargısı vardır ya işte bizde pek yok bunlar. Okulda tek çocuk olduğunu söylediğimde öğretmenleri çok şaşırmıştı. Çok uyumludur, bu yüzden de bebekliğinden beri gittiğimiz her seyahate onu da götürdük. Çok süslüdür, bazen rüküş olacak kadar. Doğa hayranıdır. Toprakla uğraşmak, çiçek ekmek, bahçeden domates toplamak onun için çok önemlidir. Hayvanları çok sever. Pamuk adındaki köpeğimiz onun herşeyi. Tüm bunların yanında şu ara biraz teknoloji merakı da başladı. Babaya düşkün ifadesi Duru için yetersiz kalır. O, babasına aşık bir kız çocuğu. Beraber çok güzel vakit geçirirler, en önemlisi de aynı dili konuşabiliyorlar.

Anne,yazar,eğitmen olarak nasıl bir koşturmaca içindesiniz?Ailenize vakit ayırabiliyor musunuz?

İnsan isterse her şeye vakit ayırabilir. İyi bir planlama yapmak şartıyla tabii. Ben zaman yönetimi eğitimi de verdiğimden bunu kendi yaşamıma çok iyi entegre etmiş durumdayım. Dışarıdan bana hep şu soru geliyor “nasıl herşeye bu kadar yetişebiliyorsun” hatta yakın çevremde Speedy Banu olarak çağırırlar beni. Ben yaptığım herşeyi severek ve isteyerek yapıyorum. En önemlisi bu herhalde. Bir de herşeyi, her gün yapacaklarımı yazarım. Gideceğim yerden, alacağım sebzeye kadar yazılıdır programım ve bu programı yaparken yol üstündekileri, aynı anda yapılacakları vs. bir arada hallederim. İş ertelemem. Yaptığım, bitirdiğim işlerin üstünü çizerim. Yapamadıklarım varsa belki ertesi güne kalır ama bilirim ne yapacağımı. Yazmayı, bir ajanda tutmayı herkese özellikle tüm annelere tavsiye ederim.

Kitapla ne zaman buluştunuz,yazmaya nasıl karar verdiniz? ‘Hayat Çocukla Güzel’ kitabınızdan biraz bahsedebilir misiniz?Annelerden kitabınız hakkında nasıl yorumlar aldınız?

Dediğim gibi zaten yedi yıldır blog yazıyordum. Yazmak benim için bir tutku. Ben küçükken de duygularımı yazıyla ifade ederdim. Anneme kızdıysam ona mektup yazardım. Blog da böyle ortaya çıktı. Yaşadıklarımı, duygularımı ha bir de gezip gördüğüm yerleri…Bizim ailece en büyük keyfimiz seyahat etmek. Bu konuda da ileride bir gezi kitabı olabilir. Tüm bunları yazarken, kızımla yaptığımız aktiviteleri, beraber oynadığımız oyunları, boş zamanlarımızda gittiğimiz yerleri yazmaya başladım. Daha sonra çevremde çocuklu arkadaşlarım bana danışır oldular, hafta sonu ne yapsak diye. İşte kitabın tohumları böyle atıldı. O güne kadar yaptıklarımızı, kızımla hikayem şeklinde derledim ve Hayat Çocukla Güzel ortaya çıktı. Tabii bu kitaptakiler, benim kızımın bebek olduğu yılların ürünü, aradan geçen zamanda yeni annelerin o kadar çok alternatifleri var ki, şimdi yepyeni kitaplar daha ortaya çıkacaktır eminim. Ama benim kızımın dönemine göre kitap oldukça ilgi gördü diyebilirim. Hatta Tüyap Kitap Fuarı’nda imza gününe bile katıldık. Annelerden çok güzel tepkiler alıyorum, özellikle kızım için bırakacağım bu eserden dolayı beni tebrik ediyorlar.

Bu arada ilk sizin aracılığınızla duyurayım; yepyeni bir kitap projemiz var. Üç arkadaş olarak çıkaracağımız kolektif kitap serimizin ilki eylülde çıkıyor. Sizin blogunuzu da yakından ilgilendirecek olan ilk kitapta çok fazla ünlü ismi de göreceksiniz. Şimdilik bu kadar.

Kızınız kitap okumayı seviyor mu?Zorla okuttuğunuz oluyor mu yoksa kendisi mi kitabını alır okur?

Kızım da okumayı seviyor. Bu konuda öğretmeni de çok hassas. Hergün sabah okula gelir gelmez ilk yarım saatleri kitap okuma için ayrılmış durumda. Kızım şu an daha çok kendi seçtiği kitapları okumaya meraklı. Ödev olarak verilenler ona biraz zor geliyor. Bir de birkaç kitabının yazarıyla tanıştı imzalattı kitaplarını, bu ona çok keyif verdi. Şimdi her kitabın yazarıyla tanışma gibi de bir misyon edindi kendine, işim zor biraz.

Yeni evlenen çiftler genellikle çocuk sahibi olmaktan korkuyorlar,biraz daha gezelim öyle yapalım diyorlar,siz ne düşünüyorsunuz?Gençlerin düşündükleri doğru mu?Bebekle gezmek gerçekten zor mu?

Ben, kızım on beş günlükken Sapanca’da evimize gittim, bu seyahat sayılır mı bilmem ama sonuçta yazlık bir evdi. Dokuz aylıkken de ilk kez ikimiz uçakla yurt dışına gittik. O gün bugün kızım Maldivlerden tutun da Kanada’ya kadar çok farklı kıtalara, ülkelere, şehirlere bizimle geldi. Bu tabii biraz onun sağlıklı ve uyumlu olmasına da bağlı. Yine aynı şeyi söyleyeceğim, iyi bir planlama, zamanlama ile bebekle gezmek sorun olmayacaktır. Ama evliliğin ilk yıllarında eşlerin birbirini daha iyi tanıması, başbaşa geçirilecek zamanın daha özel olması nedeniyle ben biraz süre geçtikten sonra çocuk yapma taraftarıyım. Bu tabii benim görüşüm, bazen daha erken çocuğumuz olsaydı şimdi aramızdaki yaş farkı da daha az olurdu diye hayıflanmıyor da değilim. Herkesin doğrusu sanırım kendine göre en doğru.

Vermiş olduğunuz eğitimlerde nelere dikkat edersiniz?Sizin için eğitimin verileceği mekan önemli midir?

Eğitimin mekanı bir eğitimi etkileyecek en önemli etmenlerin başında gelir. Örneğin firmaların kendi mekanlarında/salonlarında eğitim vermek son derece tehlikeli. Katılımcılar işten kopamadıkları gibi, aralarda masalarına gittiklerinde eğitim salonuna geri dönüşlerinde hep aksama olur. Zaten sürekli orada çalıştıklarından bir de eğitimi aynı mekanda almaları, motivasyonlarını son derece olumsuz yönde etkliyor. Oysa işyerinden farklı bir ortamda, kaliteli hizmet alacakları, öğlen ya da akşam yemeğinde beraber hoş, şık bir ortamda olmaları onların kendilerini değerli hissetmelerine de neden oluyor. Bu sayede hem eğitimler çok daha verimli geçiyor hem de çalışanın firmaya olan aidiyeti yükseliyor. Bir de eğitim vereceğim mekanı mutlaka en az bir gün öncesinden görmeliyim. Gerekli hazırlıklarımı yapmalıyım.

Benim eğitimlerimde en önem verdiğim nokta, eğitim vereceğim grubu/katılımcıları önceden tanımak, iş hayatlarına yönelik hikayeleri bizzat dinlemek. Buna göre eğitimin içeriğini tamamen firmaya özgü uyguluyorum ve onlar da eğitim sırasında kendi yaşadıklarını gördükleri için eğitim daha faydalı geçiyor. Eğitimler interaktif geçtiği için, bu en önem verdiğim nokta.

Sosyal sorumluluk projelerinde sizi hep en önde görüyoruz,bu tür projeler için annelerimize ne söylemek istersiniz?

Anne olduktan sonra hayata bakışınız değişiyor. Üzüldüğünüz konular, takıldığınız detaylar farklılaşıyor. Çocuklara karşı daha hassas oluyorsunuz özellikle. Hayat için, dünya için daha çok şey yapmak istiyorsunuz. İşte bu noktada oturup beklemek, elimden ne gelir ki demek yerine eyleme geçmek gerekiyor. Değişimi hep dışarıdan bekleyenler, çok bekliyorlar. Değişimi kendi içinizde başlatırsanız, arkası da çok kolay geliyor. O kadar çok yardıma muhtaç insan var ki çevremizde. İlla bir kurumda, dernekte olmak gerekmiyor. Kendi çevrenizden toplayacağınız oyuncak, kıyafet, kitap ile de pekçok muhtaç ele ulaşabilirsiniz. Kaldı ki, herkesin gönüllü çalışmasına açık, ihtiyacı olan pek çok sivil toplum kurumu da var. Ben yıllarca kendi çabalarımla yaptığım yardımları, paylaşımları şimdi STET, Sınır Tanımayan Ebeveynler Topluluğu Derneği’nde devam ettiriyorum ve burada bir deniz yıldızını da ben atıyorum denize. Devir yardımlaşma devri. Buna toplum olarak çok ihtiyacımız var. Siz yardım etmek istedikten sonra, yardım edilecek çok kişi var. Bu konuda gönüllü olanlar şahsen bana ya da derneğimize ulaşabilirler. www.stetdernek.org

Annenizle kendinizi kıyasladığınız zaman aranızda nasıl farklılıklar var?

Aslında annem benim rol modelim. Ben gerçekten çok şanslıyım, harika bir anneye sahibim. Eğitimci, sosyal, fedakar, aydın bir annenin çocuğu olarak büyüdüm. Annem beni üniversite son sınıfta iken doğurmuş, hatta göbeğimi de kendi üniversitesinin –İstanbul Üniversitesi- bahçesine atmış. Evet bildiniz, ben de oradan mezunumJ Dolayısıyla zaten çok aktif, dinamik bir hayata doğmuşum. Annem her türlü sosyal aktiviteye bizi taşıyan, eğitim konusunda hep bize koçluk yapan, tutumlu olmayı öğreten, sevgiyi fedakarlığı bizzat yaşayarak gösteren bir annen oldu daima. Aramızda bir fark var, o üç çocuk yaptı, ben tek.

En son olarak annelerimize ne tavsiye edersiniz?

Çevremde bu kadar aydın, bilgili, araştırmacı, deneyimli anne varken benim tavsiye vermem söz konusu olamaz ama birkaç noktaya değinmek gerkirse;  mutlu nesiller yetiştirmenin yolu, mutlu ebeveynler olmaktan geçiyor bana göre. Anne olun, baba olun önce kendiniz mutlu olun bunun için de kendinizi mutlu edecek şeyler yapmayı ihmal etmeyin. Bu hayatta siz de varsınız.UNUTMAYIN!

Pin It

32 thoughts on “Banu Özkan TOZLUYURT İle Röportaj

  1. Eminim kitabınız çok güzeldir,yeni bir anne olarak,deneyimlerinizden faydalanmak istiyorum.İnşallah bana çıkar 🙂

    • ve sona yaklasıldı banu hanımın deneyımlerını okumak kime nasip olacak bakalım
      bazen istatisliklere göre nede sıradan kitaplarda yazılanlara göre olmuyo cocuk yetistirmek deneyim önemli annelik sanatı diyelim buna her cocuk bambaska bi birey çünkü ve HAYAT ÇOCUKLA GÜZEL

  2. 10 aylık bebeğim var ve gün içinde en çok beni düşündüren konulardan biri,inşallah kısa zamanda alacağım,teşekkürler

  3. Eminim kitabınız çok güzeldir,yeni bir anne olarak,deneyimlerinizden faydalanmak istiyorum.İnşallah bana çıkar tesekkurler

  4. merhaba;
    banu hanımdan eğitim almış birisi olarak mükemmel bir eğitici ve anne olduğunu söyleyebilirim ondan öğreneceğim çok şey var.yazılarının kitaplarının devamını bekliyorum

  5. ‘Her yağmur yağdığında seni hatırlıyorum anne’Bu kitabı kızıma hediye edip baş ucu kitabı yapacağım..

  6. Şadıman Şenbalkan 30 Ağustos 2012 at 08:00 - Reply

    Hayat kazanmak üzere programlanmış mıdır ona bakmak lazım. Önce insan dersek, baştan kazanmışız hayatı. İnsana yatırım yapmak sevgili Banu’nun dediği gibi aileden yani çekirdek aileden geçiyor. Herşey insan için, gelecek nesiller için..

  7. Hayat zaten güzel birşey. Bunun çocukla daha güzel olduğuna ilişkin vurgu hükümet politikalarınada aykırı değil. İki oğlumdan sonra onlara birşey olabilir kaygısı ile hayatın hep daha da zor olduğunu düşünmeye başladığım bir dönemde, Banu Özkan Tozluyurt’un içimi aydınlatacağından eminim. Bu kitabı okumak için Anne olmayı beklemek yerine almayı mutlaka tercih ederim. Sevgilerimle

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir